YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3242
KARAR NO : 2021/9567
KARAR TARİHİ : 18.10.2021
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2017 tarih ve 2016/118 – 2017/146 sayılı kararı
Katılanlar : Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma, Resmi belgede sahtecilik, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
Resmi Belgede sahtecilik yönünden her iki sanık için 10.07.2010
Hüküm : 1-Sanıklar hakkında TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2017 tarih 2016/118 E. 201/146 K. sayılı hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
2- Sanıklar hakkında TCK’nın 158/1-e-son, 43/1, 53, 63 maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 14802 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2017 tarih 2016/118 E. 201/146 K. sayılı hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi,
3- Sanıklar hakkında TCK’nın 204/1, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2017 tarih 2016/118 E. 201/146 K. sayılı hükmünün kaldırılarak CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine
Temyiz edenler : Sanık … ve sanıklar müdafileri, …, … Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanaatin oluştuğu, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Katılan … vekilinin ve katılan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı vekilinin sanıklar hakkındaki tüm suçlardan verilen hükümlere yönelik temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede;
Katılan … vekilinin sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik suçlarından, katılan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı vekilinin ise sanıklar hakkındaki tüm suçlardan, suçların niteliği gereği suçtan doğrudan zarar gören sıfatları ve doğrudan davaya katılma hakları bulunmadığından ve aynı zamanda kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının, CMK’nın 286/2-a maddesi gereğince kesin olduğundan katılanlar vekillerinin temyiz taleplerinin REDDİNE,
2- Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Dosyada mevcut diğer delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu görülmekle, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak; Sanık hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun CMK’nın 303/1-c. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükmün ikinci maddesindeki “3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 5. maddesi” ibaresinin çıkarılarak yerine “3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5/1. maddesi” ibaresinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3- Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Ayrıntıları Dairemizin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 E., 2017/5155 K. sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; 10-11 Temmuz 2010 tarihinde yapılan KPSS sınavında çıkan soruların FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından hukuka aykırı biçimde önceden ele geçirilerek mensuplarına verilmesi suretiyle sanığın, sınavda gerçeğin üzerinde bir başarı gösterdiği ve bu şekilde örgüte üye olmak suçunu işlediği şeklinde kabul edilen eylem dışında, sanığın örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli başkaca bir delil bulunmadığı, her ne kadar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2018 tarihli yazısı ekinde bulunan belgelerde sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna dair bir tespit yapılamadığının belirtildiği anlaşılmış ise de sanığın başkası adına kayıtlı bir GSM hattı üzerinden ByLock kullanıp kullanmadığına dair bir araştırmanın yapılmadığı, bu nedenle ilgili yerlerle yeniden yazışma yapılarak sanığın kendisi veya başkası adına kayıtlı bir GSM hattı üzerinden ByLock kullanıcısı olup olmadığının tespit edilmesi ve buna ilişkin evrakların denetime elverişli olacak şekilde dosya içerisine alınması; ayrıca UYAP veri havuzundan sanık hakkında herhangi bir itirafçı yahut tanık beyanı olup olmadığının tespiti ile bulunması halinde ifade ve beyanlarının getirtilmesi, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık … müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması, gerekirse ifade yahut beyan sahiplerinin tanık olarak dinlenildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebepten dolayı hükümlerim CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304 maddesi uyarınca dosyanın Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.