YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4668
KARAR NO : 2023/6518
KARAR TARİHİ : 02.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/416 E., 2020/800 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM :1-Sanıklar …, … hakkında TCK’nın 314/2 ve 3713 … Kanun’un 3, 5/1 maddeleri ile TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
2-Sanık … hakkında TCK’nın 314/2, 3713 … Kanun’un 3, 5/1 maddeleri ile TCK’nın 221/4-5, 62, 53 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
3-Sanıklar …, …, … ve … … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi …, … müdafileri ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beş yıldan az hapis cezasını havi hükme yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 … Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 … CMK’nın 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyizi kabil olması nedeniyle tebliğnamedeki ret isteyen görüşte isabet bulunmamaktadır.
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanık … ve sanıklar …, … ve … müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299 uncu maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I. Sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin sanıklar …, … ile …, …, … müdafileri ile sanıklar …, … ve … hakkında verilen beraat kararlarına dair Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talepleri ile ilgili olarak;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkumiyet hükümleri bakımından eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, sanıklar …, … ve …’un müsnet suçu işlediklerinin ispat edilemediğine dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
II. Sanıklar …, …, …, …, …, …, … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin olarak sanıklar …, … ile sanıklar …, …, …, …, …, … müdafiileri ile sanık … hakkında verilen beraat kararlarına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talepleri ile ilgili olarak;
A. Sanıklar …, …, … ve … yönünden;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 … ve 2009/1-85/242 … kararında açıklandığı üzere; sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerekmekle;
Aynı müdafii tarafından temsil edilen sanıklar … ve … yönünden yapılan değerlendirmede; sanık …’un aşamalardaki Ufuk Özel Eğitim Gıda Ticaret A.Ş isimli şirketi Zaman Gazetesi demre temsilcisi olan R. S. nin fikri neticesinde 2007-2008 yıllarında sanıklar …, …, … ve … ile birlikte kurduklarına, FETÖ’ye müzahir … pansiyon isimli yerde sanık … ile birlikte ifrata katıldıklarına dair beyanları, sanık …’un aşamalarda Zaman Gazetesi demre temsilcisi olan R. S. nin kendisini Zaman Gazetesinin bürosuna çay içmeye davet ettiğine, orada sanıklar …, …, … ve …’un da bulunduğuna, büroda yapılan toplantılara gidiş gelişinin iki yıl boyunca devam ettiğine, iki yılın sonunda R. S. nin kendilerine hizmetlerin yürümesi için şirket kurulması gerektiğini söylediğine dair beyanları,
Aynı müdafii tarafından temsil edilen karı koca olan sanıklar … ve … yönünden yapılan değerlendirmede; sanık …’nun aşamalardaki ByLock tespit edilen 0555 … .. .. numaralı hattın eşinin eve bıraktığı ve ortak kullandıkları telefon olduğuna dair beyanları, nazara alındığında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan sanıkların aynı avukatlar, tarafından savunulması nedeniyle aralarında menfaat çatışmasının oluştuğu gözetilmeden sanıklar … ve … ile … ve …’nun ayrı ayrı müdafiler yerine ortak müdafiler tarafından savunmalarının alınması suretiyle 1136 … Avukatlık Kanunu’nun 38/1 ve 5271 … CMK’nın 152 nci maddelerine muhalefet edilmesi,
B.Sanık … yönünden;
Ayrıntıları Kapatılan 16. Ceza Dairesinin 08.10.2018 tarih ve 2017/4227 Esas, 2018/3132 … kararında açıklandığı üzere, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı dikkate alındığında, müsnet suç için kanunda öngörülen cezaların tür ve miktarı itibariyle CMK’nın 150 nci maddesinin 2 ve 3 üncü fıkraları uyarınca müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğu ve kural olarak zorunlu müdafi katılmadan yargılamanın icra edilip bitirilmesine yasal imkan bulunmadığı nazara alınıp, sanığın da iletişim kuramadığını söylediği, ilk 4 celseden sonra esaslı işlemlerin yapıldığı hiç bir celseye katılmayan müdafi hakkında anılan Kanun’un 151 inci maddesi uyarınca gereğine tevessül edilmesi gerektiği düşünülmeden müdafii bulunmayan sanık hakkında karar verilerek, “duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması” ve Anayasa’nın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan … yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde müdafi hazır bulundurulmaksızın karar verilmesi suretiyle CMK’nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-e maddelerine muhalefet edilmesi,
C.Sanık … yönünden:
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar … ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır.
Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, S. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte
üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… Özel Kısım s.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s.280).
Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 … TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 … CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar … dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa’ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Hüküm tarihi itibariyle anılan örgütle iltisaklı şirketin hissedarı olduğu ve ilçe sorumlusunun düzenlediği haftalık toplantılara katıldığı kabul edilen sanığın örgütün nihai amacının kamuoynca da bilinir hale geldiği dönem sonrasında herhangi bir örgütsel faaliyetinin tespit edilememesi karşısında temyiz aşamasında ifade tutanağı gelen D. Y. nin tanık olarak usulüne uygun biçimde dinlenmesinden sonra, hakkında TCK’nın 30/1 inci maddesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının tartışılmasında zorunluluk bulunması,
D.Sanık … yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 … kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 … kararında; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın ByLock uygulamasını kullandığına dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu getirtilip duruşmada CMK’nın 217/1 inci maddesi uyarınca okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
D.Sanık … yönünden;
UYAP kayıtlarının incelenmesinden sanık hakkında Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/95 Esas … dosyası ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan derdest dava dosyasının olduğu anlaşılmakla, inceleme konusu eylemleri yönünden suçun sübutu ve vasfının tayini için zorunlu olduğundan, anılan dava dosyasının temin edilerek incelenmesi, mümkün olması halinde birleştirilmesi hususunun değerlendirilmesi, birleştirilmelerinin mümkün olmaması ve/veya gerekli görülmemesi halinde kesinleşmelerinin 5271 … Kanun’un 218/1 maddesi gereğince bekletici mesele yapılması ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zaruret bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ile sanıklar …, …, …, …, …, … müdafileri ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sanıklar …, …, …, … ve … yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 … Kanun’un 8 inci maddesiyle değişik 5271 … Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.10.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.