YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6253
KARAR NO : 2024/1066
KARAR TARİHİ : 23.01.2024
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1453 E., 2021/153 K.
SUÇ : Devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozma
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08.05.2020 tarihli, 2016/368 Esas ve 2020/70 sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 inci maddesinin 1 inci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 04.02.2021 tarihli, 2020/1453 Esas ve 2021/153 sayılı kararı ile, ceza miktarı itibariyle resen yapılan incelemede ve suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dosya Daire’ye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri özetle:
1-Yargılamanın usüle aykırı yapıldığına
2- Delillerin hukuka aykırı olduğuna, suçun unsurlarının bulunmadığına,
3- Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine,
4- Müvekkilinin tahliyesine kararı verilmesine, kararın bozulmasına temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Gerek Silopi’de sokağa çıkma yasağı süresince gerekse operasyon öncesinde silahlı terör örgütünün Silopi’de gerçekleştirdiği eylemler ve yaşanan süreçte meydana gelen tüm olaylar, ulusal ve uluslararası platformda ve yüksek yargı içtihatları ile silahlı terör örgütü olarak olarak PKK’nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yönelik kalkışma içerisinde yer alması, suça sürüklenen çocuğun da bu örgüt bünyesinde cadde ve sokaklara mayın/patlayıcı madde döşeme ve hendek ve barikatlarda çatışmaya hazır vaziyette silahlı olarak nöbet tuttuğunun anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuğun devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik gerçekleşen eylemlerinin kül halinde TCK’nın 302/1 inci maddesinde karşılığını bulduğu kanaatine varılmakla; suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma (TCK 302/1) suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, bölge adliye mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amacına ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren birçok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenmek suretiyle kamu düzeninin sağlandığı dava dosya kapsamındaki deliller ve temyiz incelemesi yapılan benzer dosyalardan anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamına uygun kabule göre PKK silahlı terör örgütünün YPS silahlı gençlik grubu içerisinde faaliyet gösteren, ayrıntılarına yukarıda yer verilen şiddet eylemleri bağlamında, kazılan hendeklerin, kurulan barikatların, döşenen patlayıcıların bulunduğu ve kolluk kuvvetleri ile yer yer çatışmaların yaşandığı Silopi ilçesinde hendek kazan, barikat yapımında ve bombalı tuzak yapımında görev alan, silahlı olarak nöbet tutan, silah deposunun sorumluluğunu üstlenen, örgüt üyelerine silah ve mühimmat taşıyan, güvenlik güçlerine patlayıcı madde atan, çatışmaya giren, çatışma bölgesini terk etmek isteyen halkı tehdit eden, ayrıca örgüte eleman temin etmeye çalışan, örgüt adına yol kesme sorgulama yapan, Abdo, Xeyri, avdo krej gibi dönem dönem çeşitli kod adları kullanan suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin TCK’nın 302 nci maddesinde düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturacağına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemiş, suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde eleştiri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 04.02.2021 tarihli, 2020/1453 Esas ve 2021/153 sayılı kararının suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2024 tarihinde karar verildi.