YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9300
KARAR NO : 2023/310
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1751 E., 2018/2356 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.08.2017 tarihli ve 2017/105 Esas, 2017/164 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, denetimli serbestlik uygulanmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.11.2018 tarihli ve 2018/1751 Esas, 2018/2356 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrasının uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, denetimli serbestlik uygulanmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.05.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; dosya kapsamında yer alan deliller ile atılı suçun sübuta ermediğine, kabul anlamına gelmemekle birlikte suçun vasfının silahlı terör örgütüne yardım kapsamında ele alınması gerektiğine ve eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın delil başlangıcı ve delil değerlendirme aracı niteliği taşıyacak şekilde kamuda sınıf öğretmeni olarak Eşme ilçesinde görev yaparken 672 sayılı KHK ile ihraç edilmesi, örgütle iltisaklı sendikal faaliyetler kapsamında FETÖ/PDY yapısıyla irtibatlı olduğuna dair tanıklar İ.A ve A.A’nın anlatımlarının olması, ByLock sorgu raporu ve BTK’dan temin edilen CGNAT kayıtları ile aşamalardaki beyanları ile doğrulandığı üzere 0505 (…) (..) (..) ByLock programını kullanması, 667 sayılı KHK ile kapatılan FETÖ/ PDY terör örgütüyle iltisaklı Aktif Eğitim Sendikasına 11.12.2013 tarihinden KHK ile kapatıldığı 23.07.2016 tarihine kadar üyeliğinin bulunması gerekçe gösterilerek silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. İlk derece mahkemesince sanık hakkında tayin olunan cezanın bireyselleştirilmesi sırasında fazla ceza tayin edilmesi ve ByLock iletişim sistemine ilişkin tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilmeden karar verilmesi gerekçe gösterilerek İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen hükmün kaldırılarak, duruşma açılmak suretiyle yeniden hüküm kurulduğu belirlenmiştir.
2. Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğine göre kullanıcı adının “…” olduğu, “…”nin sanığın kızlık soyadının sessiz harfleri, yine “…”in de sanığın ismi olan …’nın halk arasındaki söyleniş tarzı olduğu anlaşıldığından sanığın ByLock iletişim sistemini kullandığı, hesap hareketleri dökümüne göre 17.09.2014 tarihinde 6.752 ABD Doları yatırdığının belirlenmesine karşın örgütün liderinin 25.12.2013 tarihli çağrısından sonra sanığın örgütsel refleksle örgüte müzahir … Katılım Bankasına para yatırdığı, örgüte müzahir … Eğitim Sendikasına üye olduğu, tanıklar A.A ve İ.A’nın anlatımlarında sanığın örgütsel faaliyetlerde bulunduğunun belirtildiği gerekçesi ile sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu kabul edilerek, kurulan hükümde sanığın Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde kamu görevini ifa etmesi nedeniyle Anayasa ve kanunlara sadakat görevini yerine getirmediği gerekçesi ile 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle 5 yıl 6 ay hapis cezası olarak tayin edildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı” kabul edilmektedir.
2. Dairemizin müstakar kararlarında, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun (5411 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de (Bank …) gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirtilmiştir.
3.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgüt içi gizli iletişim ağı olan Bylock uygulamasını kullanan ve örgüt liderinin talimatı doğrultusunda örgütle iltisaklı Bank … nezdindeki hesabında artırımda bulunan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin kabulde hukuki isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, aşağıda yer alan nedenler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
4. Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur.
5. Sanık hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası yerine 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddesi olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (4-5) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.11.2018 tarihli ve 2018/1751 Esas, 2018/2356 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.