YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/839
KARAR NO : 2023/2085
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin 190 bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü :
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2018 tarihli ve 2018/83 Esas, 2018/141 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 221 inci maddesinin beşinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. …Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2019/253 Esas ve 2019/405 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik sanık müdafinin ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulü ile duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile, “Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, TCK’nın 221/2 ve CMK’nın 223/4-a maddeleri uyarınca sanığın örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanması ve pişmanlık duyarak örgüt mensuplarının yakalanmasını sağlayacak beyanda bulunması nedeniyle hakkında CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3- TCK’nın 221/5 maddesi uyarınca sanık hakkında 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, 4- 5320 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi gereğince kesinleşmesini müteakip karardan bir örneğin soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine,” ibarelerinin eklenmesi ve hüküm fıkrasındaki diğer bentlerin buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.12.2021 tarihli ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi özet olarak;
1. Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, beyanlarına başvurulması gereken tanıkların beyanlarının alınmadığına,
3. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
4. İddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, ilgili dönemde gerçekleşen ve sempati düzeyini aşmayan eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,
5. Sanığın askeri okul döneminde örgüt ile irtibatının bulunmadığına ve askerlik mesleğine yapılanmanın yönlendirmesi olmadan kendi inisiyatifiyle girdiğine,
6. Sohbetlere örgütsel amaçla değil dini saiklerle katıldığına ve örgütün gerçek yüzünü görünce örgütle irtibatını kestiğine,
7. Suç tarihinin hatalı tespit edildiğine,
8. Sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi uyarınca hata hükümleri kapsamında değerlendirilmesi ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihi ve öncesinde sağlık astsubayı olarak görev yapan sanığın lise yıllarında öğrenci iken FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne dershane ortamına girdiği, bu dönemde FETÖ elebaşının kitaplarının okunması gibi faaliyetlere katıldığı, örgütün yönlendirmesiyle 2010 yılında Ankara Gata Sağlık Astsubay Meslek Yüksek Okulunu kazandığı, bu dönemde örgüt toplantılarına katıldığı, toplantıları örgüt içerisinde “abi, imam” diye isimlendiren kişilerin yapmaya başladığı, sanığın da bu sohbet gruplarından birinde yer aldığı, 2012 tarihinde Hakkari Otluca Dağ Komando Tugayına tayin olduğu, 2015 tarihinde Ankara Özel Kuvvetlere tayin olduğu, görev sürecinde zaman zaman örgüt mensubu (abi, imam diye tarif edilen) kişi ile irtibat kurduğu, astsubay grubu içerisinde örgütsel toplantılara katıldığı, sabit ve kontörlü telefonlarla aranılarak örgüt mensupları ile irtibat kurduğu, sanığın hakkında işlem yapılıncaya kadar bağlılığını devam ettirdiği, örgüt içinde yer aldığına dair adının, hakkında örgüt üyeliğinden soruşturma yapılan İ. K. tarafından 28.03.2018 günü deşifre edilmesine müteakip, 11.04.2018 günü etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen sanığın, örgütün faaliyeti ve yapısı hakkında bildiklerini anlattığı, örgüt yapılanması içerisinde kod isimlerini bildiği ancak açık kimlik bilgilerini bilmediği örgüt sorumluları ile gizlilik içerisinde “sohbet” adı verilen örgütsel toplantılara katıldığı, gizlilik nedeniyle sabit ya da kontörlü telefonlarla aranması ile örgüt mensupları ile irtibat kurduğu, örgütün asker yapılanması içinde yer aldığı gözetilerek eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyetine, İ. K. tarafından sanığın aleyhine verilen beyan üzerine sanık hakkında adli ve idari soruşturmanın açılmasının çok yakında kaçınılmaz olduğunu, sanığın etrafındaki diğer emsal soruşturmaları da düşünerek idari makamlara müracaat ettiği, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden itibaren yaklaşık 1,5 yıl geçen süre zarfında müracatta bulunmamasına ilişkin geçerli bir gerekçe ileri süremediği, askeri yapılanma içerisinde faaliyet gösteren subay- astsubay konumundaki şahıslar hakkındaki genel ve etkin soruşturmaların sanık hakkında da yürütüldüğünün kabulü gerekeceği gözetilerek, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olup bu irtibatını hakkında soruşturma yapılıncaya kadar devam ettirdiğinin mahkemece kabul edilmesi ve pişmanlık duyarak örgüt mensuplarından bir kısmının belirlenmesini sağlayacak şekilde beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen şahsi cezasızlık nedeninin uygulanması lüzumunun gözetilmemesi, isabetsiz bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi uygulanarak verilen mahkumiyet kararının istinaf edilmesi üzerine …Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesince, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gönüllü teslim olup etkin pişmanlıktan faydalanan sanık hakkında, delillerin hatalı değerlendirildiği mülahazasına istinaden İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerekirken, kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açılmaksızın evrak üzerinde 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı ise de; anılan uygulamanın sanık lehine olması ve aleyhe temyizin de bulunmaması hususları gözetilerek, işbu hukuka aykırılık bozma nedeni yapılmamış olup;
Sanığın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığı nazara alındığında, suç tarihinin temadinin kesileceği iddianame tarihi olan “18.04.2018” tarihi yerine, İlk Derece Mahkemesi karar başlığında “15.07.2016” olarak, Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında ise “11.04.2018” olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir maddi hatalar olarak değerlendirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, tanık beyanı ve sanığın etkin pişmanlık hükümleri kapsamındaki savunmaları itibarıyla, sağlık astsubayı olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı nedeniyle görevinden ihraç edildiği, örgütün askeri mahrem yapılanması içinde Ankara Gata Sağlık Astsubay Meslek Yüksek Okulunda eğitim gördüğü ve sağlık astsubayı olarak farklı şehirlerde görev yaptığı dönemde mahrem imamlar tarafından takip edildiği, örgütsel sohbetlere katıldığı, eylemlerine örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından sonra da devam ettiği belirlenen, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanığın,
Yapılan yargılama sonunda, sanık hakkında soruşturma başlatılmadan önce gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi verdiği ilgili ve yeterli gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, sanık müdafinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz sebepleri yerinde görülmemekle, hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, …Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2019/253 Esas, 2019/405 sayılı Kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise …Bölge Adliye Mahkemesi 27.
Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.