Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/18116 E. 2010/19677 K. 02.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18116
KARAR NO : 2010/19677
KARAR TARİHİ : 02.12.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde Çay Mah. Bağları mevkiindeki suya elatmanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; Tokat merkez Çay mahallesi Çay bağları mevkii 7 ve 21 parsellerde tapuya kayıtlı hali arazi ve tarlanın maliki olduğunu, müvekkilinin bir taşınmazının bir sınırı aktif dere yatağı olduğunu, müvekkilinin yıllardan beri bu dereden taşınmazlarının sulama ve kullanma suyu ihtiyacını diğer taşınmaz malikleriyle birlikte giderdiğini, davalının dereye sınır olmayan 19 parselde kayıtlı taşınmazını sulamak için boru döşemek suretiyle suyun tamamının kendi taşınmazına akmasını sağladığını, ihtiyacını da aşar şekilde su alarak müvekkilinin tarlasına dereden su gelmesinin önlendiğini ve bu şekilde suya el attığını iddia ederek; suya vaki müdahalenin men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının tarlasının dereye yakın olmasının ona öncelik hakkı vermeyeceğini, başkalarının kullanımını engellemediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “… davacı ve davalıya ait taşınmazların yüzölçümlerine göre oranlama yapılarak suyun 1 gün davalı tarafından, 4 gün davacı tarafından kullanılmak suretiyle paylaşımının hakkaniyete uygun olacağı ” gerekçesi ile davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, taraflara ait toplam taşınmazların sulu değeri ile susuz değeri arasındaki 48.146,00 TL fark dava değeri kabul edilerek, harç ve nisbi vekalet ücreti bu miktar üzerinden hesaplanmak suretiyle hüküm kurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davanın değerinin dava konusu suyun taraflara sağladığı yarar ile ölçüleceği ve dava konusu suyun debisi 0,01 lt/sn olup, bir dekar arazinin su ihtiyacına yetmeyecek kadar az olduğu düşünülmeden, taraflara ait tüm taşınmazların bu sudan faydalandığının kabulü ile dava değeri olarak 48.146,00 üzerinden yüksek harç ve vekalet ücreti taktiri doğru görülmemiştir.
Ayrıca, dava konusu su devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerden çıkan genel su niteliğindedir.
Genel sulardan ise; herkes kadim ve öncelik hakkı (içme suyunun kullanma suyuna, kullanma suyunun sulama suyuna önceliği) nazara alınmak koşulu ile faydalı ihtiyacı oranında yararlanır.
Mahkemece tespit edildiği gibi, tarafların kadim ve öncelik hakkı bakımından birbirlerine üstünlükleri bulunmamaktadır. Bu durumda, davacının taşınmazında kuru tarım yapması, davalının ise ağaç yetiştirmesi nedeniyle, kullanım durumu itibarıyla ihtiyaçlarının belirlenmesi ve mevcut suyun ihtiyaçları oranında paylaştırılması hususunda bilirkişiden ek rapor alınması; sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, suyun sahip oldukları taşınmaz oranında paylaştırılması doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.12. 2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.