Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/21534 E. 2011/2899 K. 28.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/21534
KARAR NO : 2011/2899
KARAR TARİHİ : 28.02.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde icra tehdidi altında ödenilmiş olan 6.500,75 TL nın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan istirdadı istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; davalının tamamı ödenmiş olmasına rağmen 11.000 TL bedelli senedin 3.000 TL lik kısmı için müvekkili aleyhine icra takibine girişerek hacizler yaptığını, bunun üzerine müvekkilinin borcu ödeme taahhüdünde bulunduğunu, ancak bu taahhüdünü yerine getiremeyince mahkûm edilen ve cezası infaz edilmeye başlanılan müvekkilinin takibe konu borcu ödemek zorunda kaldığını, borcun ödenmesinden önce açılan menfi tesbit davasının ise kabul edilerek kesinleştiğini, davalının haksız olarak tahsil ettiği toplam miktarın 6.500,75 TL olduğunu ileri sürerek, bu meblağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafça açılan menfi tesbit davasının kabul ederek kesinleştiği, bu durumda İİK. nunun 72/5 maddesi hükmü gereğince yapılması gereken işlemin, yapılmış olan ödemeler nedeniyle icranın eski hale iadesini talep etmek olduğu, davacının bu davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, istirdat davasına ilişkin olup uyuşmazlık davacı tarafın bu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Borçlunun, borçlu olmadığını kanıtlamak için açtığı menfi tesbit davası sonunda alınan ilam (davacının davalı alacaklıya borçlu olmadığını hükme bağlayan bölümü) bir tespit niteliğinde olduğundan ayrı bir takip konusu yapılamaz. Her ne kadar, İİK. nunun 72/5 maddesi hükmünce, dava borçlu lehine hükme bağlanmakla takip durup ilamın kesinleşmesi üzerine ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen eski hale iade edilir ise de, bu eda hükümleri için geçerlidir. Kaldı ki, icra takibine (ve davaya konu edilen) para alacaklıya haricen ödendiğinden icranın eski haline dönüştürülmesine olanak dahi kalmamıştır.
Bu durumda mahkemece, davacının istirdat davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek, hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 28.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.