Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/3527 E. 2010/11320 K. 24.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3527
KARAR NO : 2010/11320
KARAR TARİHİ : 24.06.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 6.852,80 liralık takibe itirazın iptali, %40 tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin hayvancılık yaptığını ve davalı birliğe üye olduğunu, davalı ile süt sözleşmesi ve taahhütnamesi imzaladığını ancak birliğin fiyatlarının uygun olmaması nedeniyle daha avantajlı koşullarda sütünü başka yere satmak istediğini, davalının buna karşı çıktığını ve müvekkilinin teslim ettiği süt paralarını ödemediğini beyanla bu bedelin tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; tarafların karşılıklı imzaladıkları sözleşmede konulan kurallara uymak zorunda olduğunu, davacının sözleşmeyi ihlal ettiğini, 1.8.2008 tarihinden sonra teslim etmesi gerekirken sütü teslim etmediğini, teslim ettiği sütün bedelinin ise ödendiğini, güvence bedeli olarak müvekkilce tutulan 15 günlük süt bedeli 3701,49 liranın istenemeyeceğini ve davacının sözleşme ile bağlı olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu gibi, taraflar arasındaki sözleşme asgari ürün taahüdü konusunda düzenleme olmadığı, bu husustaki başlık nedeniyle ceza koşulunu düzenleyen sözleşmenin G maddesininin davacıyı bağlamayacağı gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, davacının süt sığırcılığı yapıp süt sattığı, davalı birliğin ise, ilgili yasa ve yönetmelikler çerçevesinde faaliyetini sürdüren ve üyelerine hizmet veren bir kuruluş olduğu, davacının da bu birliğe üye olup 1.6.2007 tarihli sözleşme imzaladığı ve bu sözleşme ile düzenlenen tüm yaptırımları kabul ettiği anlaşılmaktadır.
Davacının, ürettiği sütün tamamını birliğe teslim etmek yükümlülüğünü yerine getirmediği, başkalarına sattığı ve bu konuda davalı tarafından uyarıldığı, ihlalin tekrarı üzerine ihtar çekildiği ve güvence bedeli olan 15 günlük süt bedeline el konulduğu dosya ve bilirkişi raporunda görülmektedir.
sözleşme ve taahhütnamesinin B-b-5. maddesinde “üretici ürettiği sütün (işletme ihtiyacı ayrıldıktan sonra ) tamamını birliğe vermek mecburiyetindedir. Kendisinin işlemesi ve başka bir alıcıya satması yasaktır” düzenlemesi, G maddesinde ise ” Birlik, üye ve üreticinin bu sözleşmedeki taahhütleri karşığında güvence olarak 15 günlük süt miktarını içeride tutacaktır. Mücbir sebepler haricinde sözleşme süresince taahhütlerini yerine getirmeyenlerin bu güvenceleri birliğe mal edilecektir” düzenlenmesi getirilmiştir.
Cezai şart, bir borcun ifa edimemesi veya eksik ifa edilmesi halinde ödenmesi gerekli parasal değer taşıyan ve hukuki işlemle kararlaştırılmış bir edimdir.
Kural olarak sözleşmeye konulmuş olan ve davacı üretici tarafından kabul edilen cezai şart geçerlidir. Davacı, sözleşmeyi ihlal gerekçesi olarak herhangi bir mücbir sebep ileri sürmediğine göre konulmuş olan cezai şartı davacıyı bağlar.
O halde, mahkemece, sözleşmenin G maddesi gereğince birliğe mal edilen miktardan dolayı davacının alacaklı olmadığı nazara alınarak bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.6..2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.