Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/51 E. 2010/1678 K. 09.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/51
KARAR NO : 2010/1678
KARAR TARİHİ : 09.02.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 5.617,85 lira alacak için itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı banka vekili dava dilekçesinde, davalı … ile davacı banka arasında düzenlenen 6.1.2005 tarihli kredi sözleşmesi gereğince davalının kredi borcunu ödemediğini belirterek mahcur … adına vasisi …’ndan 5.617,85 TL nin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir.
Mahkemece; borçlu (mahcur) …’in fiil ehliyetinin bulunmaması nedeniyle geçersiz kredi sözleşmesine dayanılarak alacağın tahsilinin istenemeyeceği, sözleşmenin vasi tarafından imzalanmadığı için ona karşı da dava açılamayacağı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosya kapsamına göre … hakkında … 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/998-1/28 sayılı, 13.9.2002 tarihli kararı ile eşi … vasi tayin edilmesine karar verilmiş, aynı mahkemenin 19.03.2007 tarihli ek kararı ile vesayetin uzatılmasına karar verildiği, mahcur … ile davacı banka arasında 6.1.2005 tarihli “Kredi sözleşmesi” akdedildiği anlaşılmaktadır.
Sebepsiz zenginleşme kurumunun sözleşmeden ve haksız fiilden doğan borçlardan en önemli farkı, hiçbir ehliyet koşuluna bağlı olmamasıdır. Sebepsiz zenginleşmeden bir borç doğması için ne fakirleşenin nede zenginleşenin fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın zenginleşme koşullarının gerçekleşmesi yeter. Ayrıca işlem ehliyeti veya sorumluluk ehliyeti aranmaz. Hak ehliyetine sahip olmak sebepsiz zenginleşme ilişkisinde taraf olmaya yeterlidir. Bu özellik, sebepsiz zenginleşme kurumunun denkleştirici adaleti sağlama işlevinin sonucudur. Burada önem taşıyan sadece haksız değer kaymalarının telafi edilmesidir (Prof. Dr.Turgut Öz, Sebepsiz Zenginleşme, 1990 . İst.).
Bu durumda kredi sözleşmesinin imzalandığı sırada borçlunun fiil ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığına göre sözleşmenin geçerli olduğundan söz edilemez. Geçersiz sözleşmelerde ise herkes aldığını geri vermekle yükümlüdür. O halde mahkemece, davanın BK.nun 61-66 md.lerinde yer alan sebepsiz zenginleşme hükümleri esas alınmak suretiyle araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 9.2.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.