Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/671 E. 2010/873 K. 26.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/671
KARAR NO : 2010/873
KARAR TARİHİ : 26.01.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 2.500 lira alacak ve ferileri için takibe vaki itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili, büro sorumlusu olarak görev yapan davalının, görevi dahilinde olmamasına rağmen mal satıp bedelini tahsil etmek suretiyle hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçunu işlediğini, mahkum olduğunu, borç olarak verilen alacaklar için alınan 5 adet bono ile aleyhine takip başlatılmış ise de, asliye ceza mahkemesi kararına göre 2.500 TL zarara sebep olduğundan faizi ile birlikte tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, cevap vermemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Öncelikle, davalının şirket elemanı olarak çalıştığı dönemde şirkete verdiği zarardan dolayı ancak zarar gören şirketin dava açabileceği, dolayısıyla aktif husumet ehliyeti araştırılmadan davacı gerçek kişinin açtığı davanın kabulü usul ve yasaya uygun değildir,
Ayrıca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, bir davada taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK.md.6).
Buna göre ispat yükü önce alacağın varlığını ileri süren davacı tarafa aittir. Davacı vekili asliye ceza mahkemesinin dava dosyası ve bir kısım belgeler ileri sürmüştür. Ancak, ceza mahkemesi kararları hukuk hakimini bağlamadığı gibi (BK:md.53), o davada bilirkişi incelemesi ile zararın varlığı da araştırılmadan müşteki beyanına göre hüküm kurulmuştur. O nedenle, öncelikle davacı vekilinin sunduğu deliller incelenerek zararın varlığı ve miktarı saptanmadan 2.500,00 Tl alacak için itirazın iptali doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise; aynı davacı tarafından davalı aleyhine bonolar ile 2.250,00 alacak için 2912.1999 tarihinde başlatılan takip başlatılmıştır. Bu bonoların tarihi ve miktarı ile taraflar arasındaki hizmet ilişkisi değerlendirilerek teminat senedi sayılıp sayılmayacağı, böylece zararın karşılanıp karşılanmadığı tartışılmadan hüküm kurulması da doğru değildir.
Davanın dayanağı icra takip dosyasının bu dosya içine alınmaması ve davalı takibe itirazında zamanaşımı itirazında bulunduğu halde, bu konunun incelemesiz bırakılması, alacak likit olmadığı halde davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek. halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi .