Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/14768 E. 2011/19483 K. 05.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14768
KARAR NO : 2011/19483
KARAR TARİHİ : 05.12.2011

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde 900.000.00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 172.057,27 TL alacağın davalı … Belediyesinden tahsiline, diğer davalı yönünden davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dilekçesinde; müvekkillerine miras yolu ile intikal eden …, …, … (… Köyü) Mah. 592 parsel sayılı taşınmazın tamamı 135900 m2 olup 128/384 hissesi … Büyükşehir Belediyesince 04.11.1994 tarihinde; 72/2688 hissesinin 06.05.2002 ve 600/2688 hissesinin ise 22.05.2002 tarihlerinde kamulaştırıldığını; anılan taşınmazın, kamulaştırma amacı doğrultusunda davalı kooperatife tahsisle, m2 birim bedeli üzerinden satış yolu ile satılıp, devredildiğini; … Kadastro Müdürlüğünce yapılan incelemede taşınmazın yüz ölçümünde hata bulunduğu tespit edilerek, Kadastro kanununun 41. maddesi gereğince düzeltme işlemi yapıldığını ve tapu kütüğüne 152551 m2 olarak tescil edildiğini; taşınmazın tespit edilen gerçek yüz ölçümü ile kamulaştırılan yüz ölçümü arasında 16651 m2 lik bir fark doğduğunu, davalıların taşınmazdaki yüz ölçümü düzeltme işlemi sonucu (11103 m2’lik bir alana sahip olarak) davacılar aleyhine haksız olarak zenginleştiğini iddia ederek; davacıların paylarının karşılığı 6.000,00’er TL’nin (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) davalılardan faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Islah dilekçesi ile müddeabih 900.000,00 TL’ye çıkartılmıştır.Davalılar vekilleri, cevap dilekçelerinde; Kadastro Kanununa göre böyle bir dava açılamayacağını ileri sürerek usul, esas ve zamanaşımı yönünden davacıların haklarının kalmadığını savunarak; davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece; ” iddia , savunma, mahallinde yapılan keşif, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; … İli … İlçesi … köyünde kain 592 parselin … Büyükşehir Belediyesince kamulaştırıldığı, 2002 yılında da davalı kooperatife satıldığı, taşınmazın miktarının 135900m2 iken 3402 sayılı yasanın 41. maddesine göre 152551 m2 olarak düzeltildiği tersimat hatasının yapıldığının tespit edildiği, bunun da düzeltilmesi sonucunda dava konusu taşınmazda fazlalığın meydana geldiği ve yapılan düzeltme işlemine karşı da itiraz olmadığından kesinleşmiş bulunduğundan; davacı ile davalı kooperatif arasında da taşınmazın satışı ile ilgili bir hukuki işlem bulunmadığından davacının davasının reddi gerekmiştir, gerekçesiyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir.Davada, davacılara ait taşınmazın; kamulaştırmada bedeli ödenen yüzölçüm miktarı ile düzeltme işlemi neticesinde belirlenen yüzölçüm miktarı arasında 11.103 m2’lik bir fark doğduğu; bu fark nedeniyle davalı kooperatifin ve Belediyenin (bedelini ödemeden taşınmaza sahip olması sonucu) sebepsiz zenginleştiği iddia edilerek; davacıların hisselerine düşen alacağın faiziyle tahsili talep edilmektedir.Davacılara ait 592 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedeli 135900 m2 üzerinden hesaplama yapılarak ödenmiştir. Davalı kooperatif de bu miktar üzerinden taşınmazı (kamulaştırma yapan belediyeden) ve taşınmaz malikinden satın almıştır. Kadastro Kanunu’nun 41.maddesi gereğince yapılan düzeltme sonucu taşınmazın yüzölçümü 135900 m2’den 152551 m2’ye çıkmış olmasına göre, davalılar aradaki fark kadar (kamulaştırılan hisse miktarıyla) 592 parsel sayılı taşınmaz malikleri aleyhine sebepsiz zenginleşmiş durumdadır.
O halde mahkemece yapılacak iş; davalı kooperatifin davacılar aleyhinde zenginleştiği kabul edilerek, (dava konusu) taşınmazın davalı kooperatife satıldığı tarihteki (05.08.2002 tarihindeki) rayiç bedeli üzerinden yapılacak hesaplama neticesinde; davacıların (ve rızaen satış yapan davacı …’ın) hisselerine isabet eden alacak miktarlarının hüküm altına alınmasından ibaret olmalıdır. Davalı Kooperatif yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; bilirkişi raporu ile taşınmazın 2002 tarihi itibariyle m2 bedeli 22 TL olarak belirlenmiş, ÜFE oranında artırılarak 2006 tarihi itibariyle 39,13 TL/m2 ‘ üzerinden belirlenen miktarın davalı Belediyeden tahsiline karar verilmiş ise de; aynı sebebe dayalı açılan diğer davalarda farklı m2 değerlerinin bulunduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, rayiç değerin belirlenmesinde aynı sebebe dayalı açılan dava dosyalarındaki rapor ve kesinleşmiş kararların da dikkate alınması gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.