Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/15139 E. 2011/20193 K. 08.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15139
KARAR NO : 2011/20193
KARAR TARİHİ : 08.12.2011

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen yoksulluk ve iştirak nafaka artırımı davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı kendisi için 200 TL yoksulluk nafakasının 400 TL’ye, çocuk için 150 TL iştirak nafakasının 300 TL’ye çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, “daha önce takdir edilen nafakanın artırılmasını gerektirecek ölçüde mağdur olduğunu gösteren bir delil olmadığı için küçük …’nın ve sigortalı olarak muhasebecilik işinde çalıştığı için davacı …’nin talebinin reddine karar verilmiştir.TMK 176/4 ve 331.maddelerine gör, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde taraflarca her zaman nafaka artırımı davası açılabilir.Somut olayda her na kadar davacı eşin çalıştığı, maaşının bulunduğu tanıklarca beyan edilmiş ise de, nafakanın bağlandığı 2006 tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 5 yıllık bir süre geçmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı ilamında da kabul edildiği gibi “… yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların” yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.Hemen belirtmek gerekir ki, HGK’nun 28.2.2007 tarih ve 2007/3-84 E-95 Karar sayılı ilamında da “Asgari ücret seviyesinde gelirinin bulunması” yoksulluğu ortadan kaldıracak bir olgu olarak kabul edilmemiştir. Geçen süre içerisinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları gibi doğal olarak davacının ihtiyaçlarının arttığı, müşterek çocuğun da yaşının büyüdüğü, ihtiyaçları ve eğitim giderlerinin arttığı sabittir.Paranın alım gücünde en azından enflasyon oranında değer kaybına uğramış olduğu da bilinen bir gerçektir. Açıklanan nedenlerle nafakaların hakkaniyete uygun bir miktarda artırılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.