Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/16681 E. 2011/20459 K. 13.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16681
KARAR NO : 2011/20459
KARAR TARİHİ : 13.12.2011

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 68.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacı Vek.Av…. geldi. Aleyhine temyiz olunan Davalı Vek.Av…. geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; davacı şirketin, … ‘daki merkezinde şirket müdürü olarak yetkilendirdiği …’ın 2009 yılında birtakım harici para transferleri yaptığının anlaşılması üzerine; yapılan incelemede adı geçenin banka hesaplarından, davalı … hesabına yüksek miktarda para transferi yapıldığının ortaya çıktığını; müvekkili şirket ile davalının bir ticari ilişkisi bulunmadığından, davalıdan iyiniyetli olarak gönderilen paranın iadesinin talep edildiğini; ancak, davalının parayı ödemediğini; bu nedenle, davalının sebepsiz zenginleştiği 68.000 TL’nin 10.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, sebepsiz zenginleşmediğini, bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini; zira, davacı şirkette şirket müdürü olarak görev yapan …’ın şahsi (vekalet ilişkisi bulunduğundan) borcu için parayı gönderdiğini, paranın bir kısmının … ile 3.kişi arasındaki nizanın sona erdirilmesi için kullanıldığını, bir kısmının da vekalet ücreti olarak kabul edildiğini; adı geçenin şirket müdürü olarak muhasebeye talimat verebilecek pozisyonda olduğundan, hesabına havale edilen para nedeniyle bir tereddüt duymadığını; dolayısıyla, kişisel banka hesabına … tarafından havale edilen miktarlar yönünden kişisel malvarlığında bir artışın gerçekleşmediğini; sebepsiz zenginleşme şartlarının oluşmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “Davalı, ayrıntıları ile açıkladığı ve mahkememizce de belirlendiği üzere müvekkili …’ın bir borcunun taksitlendirilmesi sonucu borç ödemesi yapmış, bir kısım parayı da avukatlık ücreti olarak kendine bırakmıştır. Müvekkilinin şirket hesap numarasından gönderdiğini bildiği parayı, şirketin parasından hakkı olmadığı halde mal edinerek gönderdiğini bilmesi bir avukat olan davalıdan dahi beklenemez. Gerekçesiyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Davada, davacı şirket hesabından, davalının banka hesabına sebepsiz para gönderildiği iddia edilerek; haksız zenginleşen davalıdan paranın istirdadı talep edilmiştir.Taraflar arasında, paranın gönderilmesi ve miktarı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, havale edilen paranın karşılıksız olup olmadığı noktasındadır. Davacı şirket, havale edilen paranın; çalışanın haksız fiili sonucu davalıya gönderildiğini iddia etmekte, davalı ise; şirket çalışanının şahsi borcu nedeniyle paranın gönderildiğini, bu nedenle sebepsiz zenginleşmediğini savunmaktadır.Taraflar arasındaki para transferine ilişkin havale dekontlarının incelenmesinde; havale edenin, … Elektrik Ürünleri Tic. Ve Servis Ltd.Şti; alıcının ise, … olduğu; avans ödemesi şeklinde açıklama bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı, Avukatlık yapmakta olup, malvarlığına giren paranın kim tarafından ve ne amaçla gönderildiğini bilebilecek durumdadır. Şirket hesabından gönderilen paranın davalı açısından (aralarında hiç bir hukuki ilişki bulunmadığından) sebepsiz zenginleşmeye yol açtığı kabul edilmelidir. BK.nun 61. ve devamı maddeleri uyarınca; haklı bir sebep olmaksızın başkası zararına mal iktisap eden kimse, onu iadeye mecburdur.Mahkemece, yukarıdaki bahsedilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 825 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.