YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17211
KARAR NO : 2011/20462
KARAR TARİHİ : 13.12.2011
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak toplam 69.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekili tarafından istenilmekle, taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde Davalılar Vek.Av…. geldi. Davacı Vek.Av…. geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; davalıların, davacı … aleyhine açtıkları “Kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsiline ilişkin” davanın karara çıktığını ve kesinleştiğini; ilamın, … 9.İcra Müdürlüğünün 2004/8151 sayılı dosyası ile icraya konulduğunu; ancak, takibin iptali talepli açılan davada; … 5.İcra Hukuk Hakimliğince “alacaklının takip tarihi itibariyle isteyebileceği faiz miktarının 3.386,52-TL.olduğunu”, fazlaya ilişkin miktar itibariyle takibin iptaline karar verildiğini, kararın Yargıtay 12.Hukuk Dairesince onandığını; bu itibarla davalılara fazla ödenen toplam 69.000-TL.nin ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde; İİK.’nin 72/7.maddesi gereğince davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, BK.nun 62.maddesinin uygulanması halinde ise zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuş, esası bakımından da dava açma koşullarının gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen hükmün temyizi üzerine; Dairemizin, 20.10.2009 gün ve 2009/10663 E.-16335 K.sayılı ilamı ile “…Taraflar arasındaki faiz uyuşmazlığına yönelik bu davada, davalıların aldıkları faiz miktarı nedeniyle haksız bir zenginleşmelerinin bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. Mahkemece, bu husus araştırılıp, oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Gerekçesiyle” mahkeme hükmü bozulmuştur.Mahkemece, bozmaya uyulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin bütün, davalılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, mahkemece bozmaya uyulmakla, lehine bozulan taraf için müktesep hak doğmuştur. Bozma ilamı doğrultusunda alınan ek bilirkişi raporunda ise; “davalılara fazla ödeme bulunmadığı, aksine 2.230,38 TL eksik ödeme yapıldığı; bu nedenle, davalıların aldıkları faiz miktarı nedeniyle haksız bir zenginleşmelerinin söz konusu olmadığı belirtilmiştir.”Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda alınan ek bilirkişi raporuna göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabule ilişkin hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 825 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine,peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.