YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19987
KARAR NO : 2012/2376
KARAR TARİHİ : 06.02.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Asıl davada 6.000 TL birleşen davada ise 730,89 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın ise davalı … yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar(birleşen dosyada davalılar) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili; müvekkillerinin paylı mülkiyete tabi taşınmazdaki paylarının davalı …’a satımı konusunda tarafların anlaşmaya vardığını, bu amaçla düzenlenen protokolde satış bedelinin bir bölümünün nakden, bakiye kalan bölümünün ise diğer davalı … tarafından (davalı …’un eşi olan) davadışı … adına keşide edilmiş 30.000 TL lik çek ile ödenmesinin ve bu çek nedeni ile …’e karşı hukuki işlem ve takip yapılmayacağının kararlaştırıldığını, ancak çekin davalı … ve eşi … ile diğer davalı … arasında imzalanmış olan meyve-sebze alım sözleşmesinin teminatı olarak verilmiş olduğunun müvekkillerinden gizlendiğini, bu nedenle çek nedeniyle başvurulan davalı …’in meyve – sebze alım sözleşmesinden doğan 24.000 TL yi müvekkillerine ödediğini, geriye kalan 6.000 TL nin ise davalılarca ödenmediğini ileri sürerek; satış bedelinden bakiye kalan 6.000 TL alacağın ihtar tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı … vekili; taraflarca imzalanan protokol gereği müvekkili ve ailesine husumetin yöneltilemeyeceğini, diğer taraftan çekin arkasına bankaca ödemeden men talimatının yazılmış olduğunu, davacıların çeki bu haliyle kabul ettiklerini, bu nedenle tarafların birbirlerini ibra etmiş olduklarını savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Davalı … vekili; davalı …’un eşi …’e ait mandalina bahçesindeki ürünün satımı konusunda yapılan sözleşme ile müvekkilinin ürünün teminatı olarak çek vereceğinin ve ürünün tesliminden sonra yapılacak olan hesap sonucunda çekin değiştirileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin 23.932,60 TL tutarında ürün teslim alması üzerine çekin dava dışı …’den iadesini istediğini, ancak çekin verilmediğini, bu nedenle müvekkilinin çekin ödenmemesi için bankaya talimat verdiğini, davacıların bu talimatı bilerek çeki kabul ettiklerini, müvekkilinin çek nedeniyle kendisine müracaat eden davacıları sözleşme konusunda bilgilendirdiğini, davacıların 24.000 TL lik ödeme yapılmasını kabul ederek bakiye kalan miktarı davalı …’tan talep edeceklerini bildirdiğini, ihtilaflı olan çeki bilerek kabul etmiş olan davacıların bunun sonucuna katlanmaları gerektiğini savunarak; davanın reddini dilemiştir.Birleşen davada ise; taşınmaz satımı ile ilgili olarak davacı … tarafından ödenmiş geçmiş yıllara ait vergi borcu ile ihtar gideri toplamı olan 730,89 TL alacağın satış tarihinden işleyecek en yüksek reeskont faizi ile tahsili istenilmiştir.Mahkemece; taşınmaz satımı için düzenlenen protokol ile tarafların birbirlerini ibra ettikleri, satım nedeniyle doğan vergi borcundan ise satıcı konumunda bulunan …’in sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından asıl davaya hasren temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.Uyuşmazlık, taşınmaz satımına dair sözleşme ile davalı alıcının, davacı satıcılar tarafından ibra edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacılar ile davalı … arasında taşınmaz satımına dair 18.12.2008 tarihli protokolün düzenlendiği, anılan protokol ile satış bedelinin bir bölümüne karşılık 30.000 TL bedelli çekin verileceği ve bu çekin ilk hamili olan …’e karşı hiçbir hukuki işlem veya takip yapılmayacağının kararlaştırıldığı, protokolün imzalanmasını müteakip aynı gün tapuda satış işleminin gerçekleştirildiği, diğer taraftan davalı … ve eşi … ile diğer davalı arasında imzalanan 07.10.2008 tarihli satım sözleşmesi ile de satılacak ürünün karşılığı olarak 30.000 TL bedelli teminat çekinin verilmiş olduğu, kesin hesaba göre çekin değiştirileceğinin hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunumuzda, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun ibra ile ilgili 115. maddesi yer almamıştır. Diğer kanunlarımızda da ibraya ilişkin açık hükümlere rastlanmamaktadır. Buna karşın hukukumuzda ibranın varlığı duraksama konusu olmamış; borçlar hukukumuza hakim ve Anayasal dayanağa sahip sözleşme serbestisi ilkesinin sonucu olarak kabul görmüş ve uygulamasını bulmuştur.Öğretide de ibra, İsviçre Borçlar Kanununun 115. maddesi Borçlar Kanunumuzda varmış gibi yorumlanmış; İsviçre Hukuku anlamında incelenmiştir. Böylece; ibra, “alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan akittir.” şeklinde (Tekinay tarifi) tanımlandığı gibi; sadece “feragat mukavelesi” olarak da (Oğuzman tarifi) tanımlanmıştır.İbranın yargı kararlarından ortaya çıkan tanımı ise “hakları düşürücü bir irade açıklaması ve bunu kabul şeklinde gerçekleşen sözleşme”, “hukuki mahiyetçe var olan bir hakkı yitirme sonucunu doğuran tasarrufi işlem” ya da HGK. nun 27.03.1971 gün ve 1969/9–1112 esas, 1971/201 karar sayılı ilamında yer aldığı üzere “O tarihe kadar gerçekleşen hakları ortadan kaldıran ve ibra da bulunan kişiyi bağlayan bir tasarruf işlemidir.” şeklindedir.
Sonuçta, hukukumuzda ibra en belirgin ve öz ifadesiyle “Bir borcun ifa edilmeden sona ermesini sağlayan özel bir sükût sebebi” olarak tanımlanmakta ve yerini bulmaktadır(HGK. gün ve 2004/15–105 E, 2004/230 K.) Somut olayda ise; alıcı, taşınmaz satış bedelinin bir bölümünü başka bir hukuki ilişkiden doğan alacağı karşılığında verilmiş olan çek ile ifa etmeyi teklif etmiştir. Bu teklifin satıcılar tarafından kabul edilerek taşınmazdaki paylarını aynı gün alıcıya temlik etmiş olmaları, satış bedelinden vazgeçilmesi ve bu suretle alıcının satış bedelini ödemekten kurtulması anlamına gelmemektedir. Diğer taraftan, çekin namına yazıldığı kişinin sorumluluğuna ilişkin düzenleme ile bu çekin teminat amaçlı olarak verildiğinin satıcılardan gizlenilmesi nedeniyle satış bedelinin tamamının ödenmediği de göz önüne alındığında; alıcının bakiye kalan satış bedelini ifa ile yükümlü olduğu anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca mahkemece; davacıların ifa edilmeyen satış bedelini bu satışın tarafı olan davalı …’tan talep edebilecekleri gözetilerek bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin tüm davalılar yönünden reddi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.