Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/20938 E. 2012/3198 K. 13.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/20938
KARAR NO : 2012/3198
KARAR TARİHİ : 13.02.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde suya müdahalenin men-ine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava dilekçesinde; ormanlık alandan iki ayrı suyun çıktığı, sulardan birini boru ile davalı …’nin aldığı, sadece kendi arazisini sulamakta kullandığı, diğer suyu ise davalılar… ile …’ın aldığı, davacının ise kendi mahsulünü sulayamadığı ileri sürülerek, davalıların mevcut sulara müdahalesinin men-ine karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; … mevkiindeki suyu kadimden beri davalı …’nin kullandığı, bu kaynakta fazla su bulunmadığı, … mevkiindeki diğer suyun ise öteki davalılar tarafından kendi imkanları ile yaptıkları havuzda toplandığı, davacının talebinin havuzdan su almaya yönelik olduğu, davalıların davacının su kaynağından su almasına yönelik bir itirazlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada mevcut bilirkişi raporu uyarınca davaya konu her iki su da ormanlık alandan çıkmakta olup, genel sulardandır. Genel sulardan kadim ve öncelik hakkı nazara alınmak koşulu ile herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.Kadim hak ise; öncesi ve başka türlü kullanıldığı bilinmeyen bir haktır. Uygulamada kadim hak, tanık ve mahalli bilirkişi beyanı ile ispat edilebilir.Mahkemece; dava konusu … suyunu davalı …’nin kadimden beri kullandığı kabul edilmiş ise de; dinlenilen mahalli bilirkişi bu suyu önce davalının annesinin kullandığını, tarafından, sonra da davalı …’nin annesi ile birlikte kullanmaya devam ettiğini beyan etmiş, davalı tanığı da suyun … tarafından kullanıldığını söylemiştir. Bu beyanlar kadim bir hakkın varlığını kabul için yeterli olmayıp, davalının göstermiş olduğu diğer tanık da dinlenildikten sonra, yukarıda açıklandığı şekilde bir kadim kullanımın olup olmadığı değerlendirilip sonucu itibariyle bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru değildir.
Davaya konu Bağlık suyu bakımından ise; davalıların, davacının suyun kaynağından su almasına itirazlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, bilirkişi raporunda bu suyun önceleri hazineye ait yerde bulunan toprak havuzda toplandığı ve ihtiyacı olan kişilerin bu suyu kullandıkları, sonrasında ise davalıların toprak havuzu yıkarak suyun tamamını kendi yaptıkları beton havuzda topladıkları belirtilmiştir. Bu durum da, Mahkemece davalıların suyun tamamını alıp almadıkları, suyun çıktığı yerde davacının kullanabileceği bir su bulunup bulunmadığı kesin bir şekilde tespit edilip sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu su bakımından da eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,13.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.