YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21212
KARAR NO : 2012/2405
KARAR TARİHİ : 06.02.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafakanın kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; müvekkilinin oğlu olan davalının üniversite eğitiminin sona erdiğini, diğer taraftan müvekkilinin elde ettiği gelir ile ailesinin geçimini sağlamakta zorlandığını ileri sürerek; müvekkili için ağır bir yük oluşturan yardım nafakasının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı, … Üniversitesinde görmekte olduğu eğitimin sona erdiğini, ancak … Üniversitesinin açık öğretim bölümünde eğitimine devam ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; davalının halen … Üniversitesinde öğrenci olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 328/2. maddesinde; “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” hükmü yer almakta olup, aynı kanunun 364. maddesinde ise; “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmektedir.
Yine aynı kanunun 331. maddesinde de; “Durumun değişmesi halinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” denilmektedir.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Kanun koyucu, aile bireylerinin birbirlerine yardım etmelerini sadece ahlak kurallarına bırakmayarak bunu TMK. nun 328/2 ve 364. maddelerinde yapılan düzenlemeler ile yasal bir
ödev haline getirmiştir. Yoksulluğa düşen aile bireyinin, yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu olan yardım isteğini içermesi de göz önüne alındığında, yardım nafakasının düzenlendiği anılan yasa maddeleri birbirini tamamlamaktadır. Bu nedenle, nafakanın bağlanmasında olduğu gibi kaldırılmasında da bu özellik dikkate alınarak araştırma ve inceleme yapılması, gerek hakkaniyete gerekse usul ekonomisi ilkesine uygun düşecektir.
Bundan ayrı yardım nafakası, durumun değişmesi halinde mahkeme kararıyla yeniden belirlenebilecek veya kaldırılabilecektir. Türk Medeni Kanununun 364.maddesi uyarınca tayin olunan nafaka için açık kural konulmamış olması, nafakanın özelliği itibariyle zaruri olan bu yönünü ortadan kaldırmamaktadır.Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler ışığında somut olay irdelendiğinde; Davacı, nafakanın takdir edildiği tarihteki durumun değiştiğini, zira nafaka alacaklısının eğitim hayatının sona erdiğini ileri sürerek yardım nafakasının kaldırılmasını talep etmiştir.Dosyadaki bilgi ve belgelerden; … Üniversitesi Maliye Bölümünde eğitim gören davalının açmış olduğu dava sonucunda lehine aylık 300 TL yardım nafakasına hükmedildiği, davalının 14.06.2010 tarihinde bu bölümden mezun olduğu ve halen … Üniversitesi İşletme Bölümünde eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.Bu durum karşısında; davalının örgün eğitim döneminin sona erdiği, dolayısıyla nafakanın hükmedildiği tarihteki şartların değiştiği bir gerçektir. Öte yandan halen düzenli bir işi ile sağlık, kültür vb. zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli geliri bulunmayan davalının yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşeceği ve buna bağlı olarak yaygın (açık) eğitimine de devam edemeyeceği gözden uzak tutulmamalıdır.
Yapılan bu açıklamalar doğrultusunda; mahkemece, kaldırma isteminin reddine karar verilmesi doğrudur. Ancak böyle bir istemin, (çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince) nafakanın indirilmesini de kapsadığı kabul edilerek nafakada hakkaniyete uygun bir miktar indirime karar verilmemesi isabetli bulunmamıştır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.