Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/21533 E. 2012/3771 K. 16.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21533
KARAR NO : 2012/3771
KARAR TARİHİ : 16.02.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde kira sözleşmesinin feshi istenilmiştir. Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddine cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde 01.01.2003 başlangıç, 31.06.2010 bitiş tarihli kira sözleşmesinin 8.maddesinde “kira süresi içinde davaya konu taşınmazda pay sahibi olan davalıların pay satışı yapamayacakları, ortaklığın giderilmesi davası açamayacakları” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca 13.maddesinde yukarıda yazılı şartlardan birinin ihlali halinde, sözleşmenin feshi sebebi sayılacağının düzenlenmesine rağmen, kira sözleşmesinin taraflarından biri olan davalı …’nun kira süresi içinde pay satışı aldığı gibi, …’ye karşı da Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açtığı için kira sözleşmesinin feshine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; taraflar arasında aynı konuda görülüp kesinleşen … 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/434 esas, 2007/407 sayılı kararı nedeniyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dosya içerisindeki … 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/434 esas, 2007/407 sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacılar vekili, taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 2003-2010 yıllarını kapsayan kira sözleşmesinin dava dışı … Petrolcülük A.Ş. ile düzenlenen anlaşma ile intifa hakkının bu şirkete devredilmesi nedeniyle butlan nedeniyle iptali ve batıl olan sözleşme nedeniyle ödenmiş olan 20.000 TL’nin istirdadını istemiştir. Mahkemece; davacı tarafın …Petrolcülük A.Ş. lehine kurulan intifa hakkından başından beri haberdar olarak bu akti düzenlediği ve uzun sürede uyduğu, esasen … Petrolcülük A.Ş. lehine kurulan intifa hakkı da taşınmaz üzerinde anılan şirketin bayiliğini zorunlu kılmak amacıyla tesis edilmiş şekli bir sözleşme olduğu, bu nedenlerle Borçlar Kanunun 19.ve 20.maddeleri hükümlerinin somut olayda uygulama yeri olmadığından, davanın reddine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.HUMK’nın 237.maddesi gereğince, açılan bir davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilebilmesi için, önceden açılıp kesinleştiği ileri sürülen dava ile bu dâvanın taraflarının, hukuki sebebinin ve konusunun aynı olması gerekir. Somut olayda davaların tarafları aynı olmakla birlikte, bu davadaki istem, açılan ilk davadaki istemden farklıdır. Bu nedenle mahkemece, işin esasına girilerek tarafların sunacağı tüm deliller toplanıp, oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, her iki davanın konularının aynı olduğundan bahisle kesin hüküminedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.