YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21673
KARAR NO : 2012/6265
KARAR TARİHİ : 12.03.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde kiralananın getirebileceği gerçek kira parasının tespitiyle davacı paydaşın hissesine düşen aylık 3.500 TL ile 20.000 TL alacağın tahsili istenilmiştir. Birleşen davada ise 11 aylık kira parası olan 14.711,25 TL nin temerrüt faizleriyle birlikte tahsiline karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın reddi, birleşen davanın ise kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı … ve davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı Vek.Av…. geldi. Aleyhine temyiz olunan davalılar ve vekili gelmedi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dava dilekçesinde; davacının 1/3 oranında hissedarı olduğu taşınmazın diğer hissedar davalı … tarafından rızası alınmaksızın öteki davalıya kiraya verildiği, kira bedelinin ise düşük gösterildiği, oysa ki gerçek bedelin 9.000-10.000 TL civarında olması gerektiği, ayrıca davalı paydaşın kiracıdan 60.000 TL para aldığı ileri sürülerek, tespit edilecek gerçek kira bedeli üzerinden davacı payına düşecek miktar ile tahsil edilen paranın 1/3’ü olan 20.000 TL’nin tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.Birleşen davada ise; asıl davada tespit edilecek kira parasına göre doğacak farklar bakımından dava hakkı saklı tutularak, ödenmeyen 11 aylık kira parası olan 14.711,25 TL alacağın faiziyle birlikte tahsili istenilmiştir.Mahkemece asıl davanın, davalı …’nin kiracı sıfatının olmaması, davalı … bakımından ise intifadan men şartının gerçekleşmemesi nedeniyle reddine, birleşen davada ise kira parasından davalı kiraya veren hissedarın sorumlu olacağı gerekçesiyle … yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı ile davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
1- Asıl Davaya Yönelik Temyiz İtirazları Bakımından;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı …’nin kiracı sıfatının bulunmamasına göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Ancak, paydaş oldukları taşınmazı kiraya veren paydaş, diğer paydaşlara paylarına düşen oranda kira parasından vermek zorundadır. Paylı malı kendi malıymış gibi kiraya verip, kira paralarını tahsil eden paydaştan, diğer paydaşın kendi hissesine düşen kiraların tahsili için açacağı davada bir vekaletsiz iş görme ilişkisi bulunduğundan, Borçlar Kanununun 414.maddesi hükmü uygulanır. Davalının bu yeri kiraya verip parasını almış olması davanın açılması için yeterlidir. Davacının ayrıca davalı paydaşı intifadan men ettiğini ispat etmesine gerek yoktur. Kaldı ki, davadaki istemin ecrimisil olarak kabul edilmesi halinde bile kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerde intifadan men koşulunun aranmasına gerek yoktur. Mahkemece yapılacak iş, delillerin değerlendirilmesi suretiyle davacıya verilmeyen bir kira parası farkı varsa bunun tespitiyle kiraya veren davalı paydaştan tahsili olmalıdır.Öte yandan dava reddedilmiş, ancak davaya konu 20.000 TL alacak isteminin reddine ilişkin hükümde herhangi bir gerekçe gösterilmemiştir. Bu husus da HUMK.nun 388.maddesine aykırıdır.
2-) Birleşen Davaya Yönelik Temyiz İtirazları Bakımından ise;
27.11.1946 tarih ve 28/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, müşterek mülkün kiraya verilmesi önemli idari tasarruflardan olup, pay ve paydaş çoğunluğuna dayanmayan kira sözleşmesinin, sözleşmede yer almayan paydaş bakımından geçerli olduğu söylenemez. Sadece pay çoğunluğu ya da paydaş çoğunluğunun bulunması sözleşmenin geçerli olması için yeterli değildir. Her iki koşulun da birlikte bulunması gerekmektedir. Dava konusu olayda paydaşlar iki kişi olup, ikisinin birlikte hareketle taşınmazı kiraya vermesi gerekirken, diğer paydaşın tek başına yaptığı sözleşmenin davacı bakımından bağlayıcı olduğu söylenemez. Bu durumda, davalı kiracının da kira bedelinden sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kiracı bakımından davanın reddi doğru değildir.Ayrıca, davacının kira farkları bakımından talep hakkını saklı tutup, kiraya veren hissedara ödenen bedel üzerinden toplam 14.711,25 TL kira alacağının tahsilini istediği dikkate alınarak davalı …’ün davacıya PTT havalesi ile gönderdiği toplam 2.670 TL kira parasının talep edilen miktardan düşülmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.