Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/21785 E. 2012/3747 K. 16.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21785
KARAR NO : 2012/3747
KARAR TARİHİ : 16.02.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 6.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesi gereği davacının, borcunu ifa ederek aracı davalının kullanımına hazır ettiğini ancak davalının teslim alma borcunu yerine getirmediğini, temerrüde düştüğünü beyanla davacının tüm zararlarının karşılanmasını ve kira bedeli olan 6000 TL nin % 30 luk kısmının kesin vade nedeni ile muaccel olduğu tarih olan aracın hazır bulundurulmaya başlandığı günden itibaren olmak üzere ticari faizle birlikte ödenmesini kalan kira bedelinin de yine ticari faizle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, imzalandığı ileri sürülen kira sözleşmesinde davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişinin imzasının bulunmadığını, imzanın kime ait olduğunun bilinmediğini, kira sözleşmesinin hukuken geçerli olmadığını kaldı ki sözleşme gerçek olsa bile davacı tarafın kendi edimini yerine getirmediğini, dava tarihinden önce temerrüt sözkonusu olmadığından geçmişe yönelik faiz istenemeyeceğini, davacının aracı hazır ettiği iddiasının gerçek dışı ve kötüniyetli olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davalı vekilinin, kira sözleşmesi üzerinde imza incelemesi yaptırılması talebi reddedilmiş ve kira sözleşmesinde tanzim tarihi bulunmadığı, 15/02/2009-30/03/2009 tarihleri arasını kapsadığı, oniki maddeden oluştuğu, altında kiralayan ve kiracı olarak da davalının isim ve kaşesinin bulunduğu, taraflarca imzalandığının anlaşıldığı, davalı vekilince sözleşmenin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı savunulmuş ise de bu hususta bir ihtilaf olmadığı, aynı kuvvette bir sözleşme ile ortadan kaldırılmadığı sürece sözleşmenin geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğu ancak böyle bir durumun da sözkonusu olmadığı davacının, sözleşme gereği edimini ifa etme durumunda beklediği halde çağrılmadığı ve kira bedelinin de ödenmediği, aracın başka işe tahsis imkanı olmadığından davalı tarafın sözleşmedeki bedeli ödemek zorunda olduğu, davacının ihtar göndermeyerek davalıyı temerrüde düşürmediği, işin ticari nitelikte olduğu alacağın tümüne dava tarihinden itibaren yıllık % 19 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanarak alacağın davalıdan tahsili gerektiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.Dava, kira sözleşmesi nedeniyle tahsis edilen aracın kullanılmamasından ve belirlenen kira bedelinin ödenmemesinden doğan alacak istemine ilişkindir. Davanın başından beri davalı tarafça kira sözleşmesindeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı, imzanın kime ait olduğunun bilinmediği belirtilerek imza incelemesi talep edilmiştir. Bu durumda mahkemece kira sözleşmesinin geçerliliğinin tespiti açısından imza incelemesi yaptırılması ve sonuçta imzanın davalı şirket yetkilisinın eli ürünü olduğunun tesbiti durumunda davacının davasını ispat etmesi gerektiği halde mahkemece imza incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.