Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/7828 E. 2011/13387 K. 20.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7828
KARAR NO : 2011/13387
KARAR TARİHİ : 20.09.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 3500 TL için takibe yapılan itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatı istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin kiracı olarak oturduğu konutun, İSKİ’ye ait su borusunun patlaması sonucu hasara uğradığını ileri sürerek; tesbit ettirdikleri toplam 3500 TL maddi zararın tahsili için yapılan icra takibine haksız itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı İSKİ vekili; müvekkili idare ile hasar arasında illiyet bağının kurulması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “projede kapıcı odası olarak gösterilen yerin kiraya verilerek iskana açılması mevzuata aykırı bulunduğuna göre, davalının hasardan sorumlu olmayacağı şeklindeki bilirkişi mütalaasının olaya uygun olduğu kanaatiyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davada, davalının haksız eylemi sonucu, oturduğu konutun hasara uğradığı ileri sürülerek tazminat istenilmektedir. Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda; dava konusu hasarın, bakım ve onarımı İSKİ’ ye ait olan su borusunun patlaması nedeniyle taşan suların binanın bodrum katına girmesi sonunda meydana geldiği, dolayısıyla meydana gelen hasardan davalı İSKİ’nin sorumlu olduğu belirtilmiştir. Hükme esas alınan ikinci raporda ise; davaya konu hasarın, İSKİ sorumluluğundaki temiz su şebekesinin patlaması sonucu meydana geldiği belirtildikten sonra; ancak, davacının kiracı olduğu yerin projeye göre “kapıcı odası” olduğu ve mevzuata göre iskan edilemez durumda olduğu tespit edilmiştir. Bu bakımdan meydana gelen hasardan sorumlu olmadığı kanaatine varılmıştır, denilmektedir.
BK.nun 41. maddesine göre, gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüb yahut tedbirsizlik ile kaksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.
Dava, haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemi ile BK’nun 41. maddesi hükmüne dayanılarak açılmıştır.
BK’nun 41. maddeninde ifade edilen zarar, zarar görenin mal varlığında meydana gelen bir azalmayı ifade eder. Bu eksilme mal varlığının zarar verici eylemin işlenmesi sonucu içine düştüğü durumla bu eylem olmasa idi mal varlığının bulunacak olduğu durum arasındaki farktan ibarettir. Tazminatın amacı bu farkın giderilmesine yöneliktir.
Gerçekten haksız fiile uygun illiyet rabıtası ile bağlı her türlü zarar tazmin olunmalıdır. Davalının haksız eylemi sonucu hasar gören yerin, projede kapıcı dairesi gözükmesi ve mevzuata aykırı kullanılması; davalının verdiği zararı tazmin etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu hususta yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.