YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8623
KARAR NO : 2011/9450
KARAR TARİHİ : 02.06.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3.384,97 TL alacak ve fer’ileri için takibe itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili 18.05.2010 tarihli dilekçesinde; davalının tarımla uğraşmasına ve sulama yapmasına rağmen, birlik tarafından yapılan meseha ilanı üzerine beyanname vermediği, sözleşme imzalamadığı ve birliğin tahakkuk ettirdiği sulama ücretini ödemediğini belirterek, sulama ücretinin tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali ile inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davacı birliğin bir kamu tüzel kişisi olduğu, sözleşmeye dayanmayan tek taraflı olarak tahakkuk ettirdiği kaçak su kullanımından kaynaklanan giderlerin tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre, alacaklı kamu idaresinin yerel tahsil dairesince ödeme emri çıkartılarak takip yapması gerekirken, özel hukuk hükümlerine göre takip başlatılmış olması nedeniyle, ortada usulüne uygun bir takip bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın HUMK.7.md.gereğince reddine karar verilmiştir.
Ancak; Birlik Tüzüğünün “Birlik gelirlerinin takip ve tahsili usulü” başlıklı 36.maddesi (23.11.2009 tarihinde değiştirilen) son fıkrasında “….Birlik hizmetlerinden doğan diğer alacaklar, işletme bakım onarım, (Sulama suyu ücreti) kira vs…sözleşmeye dayalı, sözleşme imzalanmamış olsa dahi bu alacakların takip ve tahsil işlemleri, Borçlar Kanunu ve İcra İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır” hükmünü içermektedir.
Bu durum karşısında birliğin alacağını icra takibi yoluyla takip etmesinde yasal engel bulunmadığı gözetilerek, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.