Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/12007 E. 2012/16801 K. 04.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12007
KARAR NO : 2012/16801
KARAR TARİHİ : 04.07.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 6996,18 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davalı tarafından davacı aleyhine açılan davada hükmün kesinleşmesi üzerine, ilamın infazı için İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını, icra takibi sırasında faize faiz yürütülmesine neden olacak biçimde istemde bulunulması sebebiyle İcra Mahkemesine yaptığı şikayetin kabul edildiğini, bu nedenle davalıya fazladan ödenen paranın faiziyle tahsilini talep etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Kural olarak her davada duruşma yapılması ve tarafların bu duruşmaya usulüne uygun bir biçimde çağrılmaları HUMK. nun 73. maddesinin emredici hükmü gereğidir. Duruşma yapılmadan karar verilebilecek istisnai haller kanunla belirlenir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 tarih ve 2003/6–391 E. 2003/359 K. sayılı kararında da kabul edildiği gibi taraflar duruşmaya çağrılmadan, diğer bir anlatımla taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasasının 36.maddesi ile HUMK. nun 73.maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, mahkemenin davalıyı dinlemek ve savunmasını almak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesinin mümkün bulunmadığını hüküm altına almış olup, aksı halde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı kabul edilmelidir.
Somut olayda, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla davalının yurtdışı adresine yapılan tebligatta davalının iş yerinin 30.08.1999 tarihinde kapatıldığı gerekçesiyle tebligatın yapılamadığı bildirilmiştir. Mahkemece başkaca bir adres araştırılması yapılmaksızın ilanen tebligat yoluna gidilmiştir. İlanen tebligat en son başvurulacak bir çaredir, o nedenle adres araştırmasının titizlik ve kararlılıkla yapılması zorunluluğu açıktır.Bu durumda,öncelikle davalının konsolosluk aracılığıyla yeni adresinin titizlikle tespitinin sağlanması daha sonra ise Tebligat Kanunun 28/son maddesine göre işlem yapılması gerekirken bu hususta yeterince araştırma yapılmadan taraf teşkili sağlanmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.