YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13454
KARAR NO : 2012/16652
KARAR TARİHİ : 03.07.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak toplam 247350 TL ecrimisil ve tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davalı …’ya karşı açılan davanın reddine; 200.000 TL kum bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline dair verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekilleri tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı ve vekili av…. geldi. Davalı asil … geldi. Davalı şirket vek.av…. geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için 03.07.2012 gününe bırakılması uygun görüldüğünden, belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin, kendisine ait 23 nolu parsele, davalı şirketin kum yığmak suretiyle tecavüzü nedeniyle 02.07.2002 tarihinde, davalı İmpaz İnşaat aleyhine müdahalenin men’i, ecrimisil ve eski hale getirme davası açtığını, mahkemece meni müdahale ve ecrimisile hükmedildiğini; ancak, davalının tecavüzünü sürdürdüğünü; davacıya ait tarladan büyük oranda kum çıkarttığını ve yıkadıktan sonra satmak suretiyle haksız kazanç elde ettiğini; müvekkiline ait arazinin jeolojik yapısının bozulduğunu, tarla normal seviyesinden metrelerce aşağıya düştüğünden tarım yapılamaz halde olduğunu; davalı şirketin kum yıkama ve kazı faaliyetlerinin yapıldığı ve yöneltildiği müvekkiline ait tarlaya komşu 24 nolu parselin diğer davalı …’ye ait olduğunu, davalı …’nin de; arsayı ve binayı davalı şirkete kiralayarak TMK.nun 730.maddesi ve yine BK.nun 58.maddesi gereğince, şirketin haksız fiilinden dolayı kusursuz sorumluluğu bulunduğunu iddia ederek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 7350 TL ecrimisil bedeli, tarladan çıkarılan kum bedeli karşılığı olarak şimdilik 200.000 TL tazminat ve taşınmazın tarım arazisi vasfını kaybetmiş olması nedeniyle de, şimdilik 40.000 TL tazminatın haksız fiilin başlangıcından itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı … vekili, eski hale iade talebiyle ilgili davanın halen derdest olduğunu, davalılar arasında kiracılık ilişkisi bulunduğunu, kiracı davalı şirketin davacıya ait parselden kum çıkartması eyleminden müvekkilinin de sorumlu tutulmak istenmesinin yasal olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili ise; davacının talep ettiği 84550 m3 kum bedelinin, kum değil toprak olarak hesaplanması gerektiğini; bu hesaplamanın da kod farkı gözetilmeden yapıldığını, alınan toprağın bir kısmının (19020 m3) davacıya ait 23 parselin düzeltilmesi (ıslahı) için kullanıldığını ve kod farkının giderildiğini, davacının bir zararının doğmadığını; ecrimisil talebinin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece; “24 parseli davalı İmpaz’a boş olarak kiraladığından ve davalı İmpaz’ın 23 parselden kum çıkarmasında davalı …’nin kusursuz sorumluluğu olmadığından, bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Her dava açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirileceğinden, 23 parselden alınan kum miktarının 84550 m3 olduğu kabul edilerek, davacının dava dilekçesindeki talebi ve hesap bilirkişi raporu doğrultusunda 200.000 TL kum bedeline hükmedilmiştir. Alınan kum bedeline hükmedildiğinden haksız kullanımdan kaynaklanan ecrimisile ve ayrıca taşınmazda değer kaybı nedeni ile talep edilen tazminata hükmedilmeyerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Gerekçesiyle” davalı … hakkında açılan davanın reddine; 200.000 TL kum bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık avans faizi ile birlikte davalı İmpaz A.Ş’den alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, davada; davacıya ait 23 nolu parselden, komşu 24 nolu parselde kiracı bulunan ve kum ocağı işleten davalı şirketin toprak aldığı, kum olarak işleyip satarak haksız kazanç elde ettiği ve taşınmazın kazılmak suretiyle jeolojik yapısının bozulduğu, tarımsal faaliyet yapılamaz hale getirildiği iddiası ile taşınmazın ekilip biçilememesi nedeniyle, ecrimisil; alınan kumun bedeli ve taşınmazın eski hale getirilebilmesi için tazminat talep edilmiştir.Mahkemece, alınan kum bedelinin tazminat olarak tahsiline diğer taleplerin ise reddine karar verilmiş ise de; davacının, taşınmazdan alınan toprağın işlenerek kum haline getirilmesinde bir eylemi ve bir faaliyeti bulunmadığından; hesaplanan kum bedeline hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Zira, davacının alınan topraktan kum üretme izni bulunmadığı gibi, bu işlemi gerçekleştirecek bir üretim tesisi ve iştigal ettiği faaliyet alanı da bulunmamaktadır. Davalı şirket tarafından, davacıya ait taşınmazdaki toprağın kazılıp alınması nedeniyle davacının uğradığı zarar; tarlanın ekilip biçilememesi sonucu elde edilemeyen gelir yoksunluğu (ecrimisil bedeli) ile taşınmazın tekrar tarımsal faaliyet yapılabilecek duruma dönüştürülmesi için gerekli işlemler nedeniyle yapılacak giderlere (tazminata) ilişkin bulunmaktadır. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre, hükmedilecek bu tazminat miktarı, tecavüze uğrayan yerin rayiç bedelinden fazla olamaz. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; taşınmazın işgali nedeniyle, talep edilen dönemle ilgili ecrimisil bedelini hesaplatmak; yeniden tarımsal faaliyette bulunulabilmesi yönünde arazide yapılması gereken işlemler bakımından, harcama kalemlerinden doğan gideride uzman bilirkişiler aracılığıyla tesbit ettirmek, taşınmazın işgal edilen bölümünün rayiç değerini de belirledikten sonra; oluşacak sonuç doğrultusunda (taşınmazın rayiç değeri ile sınırlı olarak) davalı şirket aleyhine tazminata hükmetmek olmalıdır.
Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bundan ayrı, davanın reddedilmesi nedeniyle davalı … lehine hükmedilen vekalet ücretinin, davacı taraftan tahsiline karar verilmesi gerekirken; maddi hata sonucu diğer davalı şirketten tahsiline ilişkin hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen her iki taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekalet ücretinin yek diğerinden alınıp yek diğerine verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.