Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/13473 E. 2012/18687 K. 13.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13473
KARAR NO : 2012/18687
KARAR TARİHİ : 13.09.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 7500 TL ıslah ile 16360,86 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; ortak muris …’nun 27.12.1997 tarihinde vefat ettiğini, murisden intikal eden taşınmazlarda davalı ile hissedar olmalarına rağmen taşınmazların tamamının davalı tarafından kullanıldığından bahisle fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 2005 yılından 2009 yılına kadar 7500 TL ıslah ile 16360,86 TL ecrimisil talebinde bulunmuştur.Davalıya usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı duruşmalara katılmadığı gibi davaya cevap da vermemiştir. Mahkemece; muristen intikal eden fındık bahçeleri ve 75 parseldeki evin davalı tarafından kullanıldığı belirtilerek, davacının hissesi oranında ecrimisile hükmedilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.Paydaşlar, kural olarak intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de; ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşların davaya konu taşınmazlardan ya da gelirinden yararlanma isteklerinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın bir takım istisnaları vardır. Mesela, tabii (meyve veren ağaçlar) ya da hukuki (kiraya verilerek kira geliri elde edilmesi) semere getiren taşınmazlar için bu şartın gerçekleşmiş olması lüzumu olmadığı gibi, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre, taşınmazı kullanan malikin diğer maliklerin hakkını inkâr etmiş olması halinde de intifadan men şartı aranmaz. Ayrıca, yararlanma dileğinin açıklanması koşulu ile davacının açtığı izale-i şüyu davasının dilekçesinin tebliğ tarihi, keza icra emrinin tebliğ tarihi, murisin mirasçılardan mal kaçırdığından söz edilerek dava konusu taşınmazların tapularının iptali için açılan tapu iptal davasına ilişkin dilekçenin tebliğ tarihi, daha önce aynı yer için açılan ve intifadan men koşulunun gerçekleşmediğinden ötürü ret edilen ecrimisil davasına dair davalı tarafa tebliğ edilen önceki dava dilekçesi ile taraflar arasındaki sonuçlanmış önceki tarihli elatmanın önlenmesi veya ecrimisil davaları intifadan men koşulunun oluşması için yeterli sayılmışlardır.
Somut olayda; fındık bahçeleri dışındaki, ev yönünden intifadan men şartının gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmemiştir. Ecrimisil hesaplanan ev yönünden, davacının dinlettiği tanık beyanlarından da, davalının intifadan men edildiği hususu anlaşılamamaktadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ve esaslar doğrultusunda intifadan men olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda tekrar tanık beyanlarına başvurularak gerekirse davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.Ayrıca, dosya içerisinde mevcut nüfus kaydına göre, tarafların murisi …’nun 27.12.1997 tarihinde vefat ettiği, murisin eşi, …’nun hangi tarihte öldüğü anlaşılamamaktadır. Mahkemece murisin eşi …’nun kesin ölüm tarihinin tespit edilerek,ecrimisil talep edilen dönemlerde sağ olduğunun anlaşılması halinde, anne …’in hisse miktarı nazara alınarak, isabet eden miktar toplamdan düşülerek hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ile bilirkişinin hesapladığı toplam miktar üzerinden ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir. Davacının, işgal edilen yerden ancak kendi hissesi oranında ecrimisil talep edebileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.