Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/14390 E. 2012/20803 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14390
KARAR NO : 2012/20803
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 26.295,00 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 7.659,14 TL için kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; …, … Mahallesi, 12 parsel sayılı taşınmaz malikleri …, …, …, …, …, …’nin gaip olmaları nedeniyle kayyım tayin edildiğini, taşınmazın 580.00 m2 lik kısmının iki katlı bina ve bahçe olarak davalı tarafından kullanıldığını bildirerek fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla 01.01.2002-31.12.2008 dönemleri için toplam 26.295,00 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından dönem sonu itibariyle kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı cevap vermemiştir.Davalı vekili bilahare verdiği ve ıslah ettiği cevap dilekçesinde; ecrimisilin dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre için istenebileceğini, 13.07.2005’ten önceki tüm alacak taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, davalının paydaş bulunduğu dava konusu taşınmazda, payına isabet eden 257,69 m²’lik bölümün dışında 262,87 m²’lik kısmını fazladan işgal ederek bahçe haline getirdiği anlaşıldığından süresinde olmayan, ancak karşı çıkılmayan zamanaşımı savunması, kesinleşen emsal ve davacının hissesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile 7.659,14 TL’nin kademeli yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosya içeriğine göre; davalı vekilinin 10.03.2011 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunduğu ve davacı vekilinin dilekçenin verildiği tarih olan 10.03.2011 tarihli celsede savunmanın genişletilmesine muvafakat etmedikleri itirazında bulunduğu, daha sonra davalı vekilinin 28.02.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile zamanaşımı savunmasında bulunması üzerine bu kez davacı vekilinin yine ıslah yolu ile zamanaşımı savunmasının ileri sürülemeyeceği itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır.Bir davada cevap dilekçesinin verilmesi usuli bir işlemdir. Davalı cevap dilekçesi vermiş, ancak zamanaşımı def’ini dilekçede ileri sürmemiş ise, cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı def’ini ileri sürebilir. Ancak, davalının bu ıslah işlemini yapabilmesi için, süresinde verilmiş bir cevap dilekçesinin varlığı gerekir.Somut olayda, davalı yasal cevap süresi içinde davaya cevap vermemiş, daha sonra ileri sürdüğü zamanaşımı def’i de mahkeme kararındaki gerekçenin aksine davacının savunmanın genişletilmesi itirazı ile karşılaşmıştır. Bu durumda davalı, süresinde verilmeyen cevap dilekçesini, süresinde verilmiş hale getirmek için ıslah yolunu kullanamaz. Aksinin kabulü yani yapılmamış bir hukuki işlemin ıslahla düzeltilmesi kazanılmış hakları ihlal edeceği gibi hukuki güvenliğe ve Anayasanın eşitlik ilkesine de aykırıdır.O nedenle ıslah dilekçesinde ileri sürülen zamanaşımı savunmasının nazara alınması doğru görülmemiştir.Ayrıca, bilirkişi raporuna göre davalı konut ve bahçe olarak toplam 520,56 m2 yer kullanmaktadır. Taşınmazda 595/12960 hissesi bulunmakla buna karşılık gelen alan 257,69 m2 hesaplanmıştır. Ecrimisil hesabı yapılırken, işgal edilen alanda davacı kayyımın 7512/12960 hissesi bulunduğu gözetilerek tamamı için hissesi oranında hesap yapılması gerekirken davalı payı ayrılarak kalan kısımda yeniden davacı hissesi oranına indirilerek eksik miktara hükmedilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.