Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/14649 E. 2012/20022 K. 27.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14649
KARAR NO : 2012/20022
KARAR TARİHİ : 27.09.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde araç satış işleminin iptali ile araç mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davacının kendisine ait aracın satışı için noterde düzenlenen 30.12.1998 tarihli vekaletname ile süreli olarak 26.01.2009 tarihine kadar davalı ile dava dışı oğlu … ’i vekil tayin ettiğini ancak daha sonra süre bitmeden 21.01.2009 tarihinde vekillikten azlettiğini, aynı gün Trafik Tescil Müdürlüğüne bildirdiğini, ancak azilnameye rağmen (2 gün sonra) davalının noterde düzenlenen 23.01.2009 tarihli araç satış sözleşmesi ile alıcı …’a sattığını, vekillikten azledildiği halde satış sözleşmesi yaparak davacıyı zarar uğratan davalının yaptığı işlemin iptali ile araç mülkiyetinin davacıya aidiyetine karar verilmesini istemiştir.Davalı … cevabında; araç galericilik yapan dava dışı… ‘den hasarlı biçimde satın aldığını ve galericiden aldığı aracı 3.kişiye sattığını, davacı ile hukuki ilişkisi bulunmadığını beyan etmiştir.Dahili davalı … vekili, davaya konu aracın davacıya vekaleten davalı … tarafından noterde yapılan 23.01.2009 tarihli araç satış sözleşmesi ile kendisine sattığını, … in azilden haberi olmadığını belirtip, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davacının aracını hasarlı olarak galeriye teslim ettiği ve davalı …’in aracı galeriden hasarlı şekilde aldığı, satın alırken davacıdan aldığı vekaletnameye istinaden dahili davalı …’e satarak teslim ettiği ve ruhsatını devrettiği, Trafik Tescil Müdürlüğü yazı cevabına göre azilnamenin sicil dosyasına girdiğinin anlaşıldığı, davacının haricen satıp teslim ettiği, bu satışa dayanarak satış için davalıya vekalet verdiği, davalının vekillikten azline dair herhangi bir belge kendisine ulaşmadan satışın gerçekleştiği, dahili davalının davacının zararına hareket ettiği ve iyiniyetli olmadığını gösteren herhangi bir delilin sunulmadığı, dolayısıyla dahili davalının iyiniyetli alıcı olduğu, davacı ile davalı arasındaki iç ilişkinin muhatabı olamayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmektedir.Türk hukuk sisteminde hüküm sadece davada taraf olanlara yönelik olarak verilebilir bu kural uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen taraf, dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile davaya dahil edilemeyeceği gibi “mecburi dava arkadaşlığı” dışında ıslah yolu ile dahi taraf değiştirilemez. İhbar olunan kimse davada davalı sıfatının kazanamayacağı gibi, bu kişi aleyhine hüküm de kurulamaz.Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı bulunması halinde, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dava bütün mecburi dava arkadaşlarına karşı değil de bunlardan birine veya bir kaçına karşı açılmış ise bu halde, dava sıfat yokluğundan reddedilemez. Mahkemenin, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya bir süre vermesi, davacı bu süre içinde davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil ederse davaya devam etmesi gerekir. Davanın teşmili müessesesi uygulamada “dahili davalı” olarak nitelendirmekte olup, davayı teşmil eden davacının bu işlem için ayrı bir başvuru harcı ödemesi gerekir. Gerekli harç ödenmez ise mahkeme davacının davanın teşmili talebini inceleme konusu yapılamaz ve davanın teşmil edildiği kişi ihbar olunan üçüncü kişi olarak kabul edilir, aleyhine hüküm kurulamaz.
HMUK ve 6100 sayılı HMK’nunda dahili dava şeklinde bir müessese bulunmamakta olup; dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen kişiler dışında hüküm kurulamayacağı gibi mecburi dava arkadaşlığı dışında dahili dava edilerek yargılama yapılması uygun da görülmemektedir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.