YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15077
KARAR NO : 2012/23887
KARAR TARİHİ : 20.11.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak toplam 35.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Karşı davada ise; fazlaya ilişkin hak saklı tutularak, 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat istenilmiştir. Mahkemece; davacı … tarafından açılan davanın reddine, karşı davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, manevi tazminat yönünden ise reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı k.davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde davacı- k.davalı vekili Av. … geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı-k.davacı ve vekili gelmedi Gelen vekilin sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14:00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davalı vekili dilekçesi ile; davacı müvekkili ile davalılardan …’nın 2002 yılı başlarında tanıştıklarını ve aralarında arkadaşlık ilişkisi başladığını, arkadaşlıklarını iş ortaklığında da sürdürmek istediklerini; bu nedenle, davalı …’nın % 99 hissedarı olduğu diğer davalı şirkete davacının ortak olduğunu ve 2003 yılı Ocak ayından itibaren şahsi parasını şirkete sermaya olarak aktarmaya başladığını; çalıştığı … tan ayrılıp …’a yerleşerek şirketin faaliyet gösterdiği ofisi kiraladığını ve ev sahibi ile kira sözleşmesi yaptığını; ancak, ortaklığın resmiyet kazanmaması nedeniyle tartışma çıktığını, şirketten ayrıldığı; davacı müvekkilinin, şirkete yaptığı katkılar ve koyduğu sermayenin karşılığı olarak 50.000 TL, şirket ortaklığı sıfatıyla çalıştığı dönemlere ait toplam 100000 TL kar payı alacağının, çalıştığı şirkete kazandırdığı değer alacağı ve buna dayalı başka işlerden uğradığı zarar nedeniyle 100.000 TL ve gelecekteki beklentilerinden dolayı 100.000 TL alacağının bulunduğunu; şimdilik, sermaye olarak 25000 TL ile kar payı alacağı 3000 TL ve şirket ortağı olacağı inancıyla gelecekteki kar kaybından doğan müsbet ve menfi zaarları nedeniyle 2000 TL, başka işlerden uğradığı zarar karşılığı 5000 TL olmak üzere toplam: 35000 TL alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacının sermaye katkısının olmadığını, sadece para akışı olduğunu; nişanlılık dolayısıyla para alışverişi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Karşılık davasında ise; davacı ile nişanlandıktan sonra, davacının kredi kartı borçları olarak 106.000 TL ödediğini; şirket hesabından, davalının kendi hesabına ve babasının hesabına 19000 TL gönderildiğini, şirket adına kayıtlı aracın ödenmeyen 20.050 TL borcu da olmak üzere toplam 145.050 TL alacağının olduğunu ileri sererek; şimdilik, 10.000 TL maddi ve 10.000TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı-k. Davalı cevaba cevap dilekçesinde; kendisine ait kredi kartı ile davalı şirketin borçlarını ödediğini (davalı şirketin giderlerini kendisinin karşıladığını), davalı-k.davacının kredi kartı ödemelerinin bu maksatlı olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacı …’ın açtığı davanın ispatlanamaması nedeniyle reddine, karşılık davada; maddi tazminat talebinin taleple bağlı kalınarak kabulüne, 10.000 TL’nin davalı-k.davacıdan tahsiline; manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı-k.davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazların yerinde değildir.Ancak, davacı taraf; dava dilekçesinde delil olarak yemin deliline de dayanmıştır.Taraf, başlangıçta diğer delilleri ile birlikte yemin teklifinde de bulunabilir. (HUMK’nun 354. Maddesi). Bu halde ilk önce diğer deliller incelenir; bunlar ile iddia (veya savunma) ispat edilememişse o zaman son çare olan yemin deliline başvurulur; yani yemin teklifi bu hal için yapılmış sayılır (HUMK’ nun 354/2 maddesi).Yemin, taraflardan birinin, bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında “namusu, şerefi ve kutsal saydığı bütün inanç ve değerleri üzerine” beyanda bulunmasıdır. Kesin delil niteliğinde olup, kesin delil ile ispatı zorunlu olan bir vakıa, kesin delilerle ispat edilemezse, ispat yükü kendisine düşün taraf son çare olarak karşı tarafa yemin teklif etme hakkına sahiptir.O halde, mahkemece; davacı taraf, yazılı belge ile iddialarını ispat edemediğinden, karşı tarafa davasını ispat babından yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.