YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15834
KARAR NO : 2012/20319
KARAR TARİHİ : 01.10.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde kira parasının 01.01.2011 gününden başlayarak aylık 1.500 TL olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kira bedelinin net 850 TL olarak tesbiti cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dilekçesinde 01.01.2011 tarihinden itibaren aylık kira bedelinin 1.500 TL olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, talebin yüksek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece hak ve nesafet kurallarına göre aylık net kira bedelinin 850 TL olarak tespitine karar verilmiş, kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01.01.2003 tarihli ve 1 yıl süreli olup, halen ödenmekte olan kira bedeli aylık 570 TL’dir.Yeni dönem kira parasının hakimce artırılarak tesbitinin istenilmesi halinde 18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında öngörüldüğü üzere kira süresi sona erdiğinden 6570 sayılı Yasanın II.maddesi uyarınca yenilenen dönemde kira sözleşmesinin diğer hükümlerinin yenilenmesine karşın, kira parasına ilişkin koşul yenilenmemekle kira parası belli olmayan bir sözleşme haline gelmektedir. Hakim, kira sözleşmesindeki bu boşluğu “Hak ve nesafet” kurallarına uygun bir kira parası takdir etmek suretiyle doldurmaktadır. Yeni dönem kira parasının tesbiti, anılan içtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi bir sınırlamadır. Yeni dönemde hakimin yaptığı sınırlama sonucunda belirlediği “Ücret unsuru” ile kira sözleşmesinin yenilenmesi sağlanabilmektedir.
Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; ekonomik sıkıntı, ticari hayatta durgunluk, taşınmazın konumu nedenleri ile yerin kolayca kiraya verilemeyeceği, kira bedelerinin yüksek olmadığı, pek çok dükkanın uzun zamandır boş kaldığı belirtilmiştir.Oysa, mahkemece; mahallinde yeniden uzman bilirkişi kurulu ile keşif yapılmalı mecurun nitelikleri yapılan iş ve ticari önemi de gözönünde bulundurulmak suretiyle benzer yerlerin kira sözleşmeleri incelenmeli, dava konusu yer ile ayrı ayrı karşılaştırılmalı, kira parasına etki eden hususlar üzerinde de ayrıca durulmalı, dava konusu taşınmazın yeni dönemde (boş olarak) yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parası açıklattırılmalı, daha sonra bu kira parası dikkate alınmak suretiyle hak ve nesafet kurallarına göre hakimce bir kira parası takdir edilmelidir.Ayrıca, Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına görede kira bedelinin vergi stopajı gibi vergiye ilişkin kesintiler gözönünde tutulmaksızın tespiti zorunlu bulunduğundan brüt yerine net kira bedelinin tespiti isabetli bulunmamıştır.Bu nedenle, yukarıda anılan yönleri içermeyen genel ve soyut ifadeli bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya, Y.İ.B.K. ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.