Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/17488 E. 2012/23485 K. 14.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17488
KARAR NO : 2012/23485
KARAR TARİHİ : 14.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 30.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davalılardan … ve bir kısım davalılar … ve diğerlerinin murisi …’e ait 690 ve 695 parsellerdeki taşınmazlarla ilgili dava dışı kişi … ile … Noterliğinin 12.03.1998 tarih ve 2470 yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdettiklerini bu sözleşme ile inşa edilecek olan binalardan kendi hisselerini düşecek olan C blok 4. katta gösterilen 8 nolu bağımsız bölüm daireyi, davacı ve davalı … ve diğer davalıların murisi … aralarında … Noterliğinin 12.03.1998 tarih 2484 yevmiye nolu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle 500.000.000 TL (beşyüzmilyon Türk Lirası) karşılığında da satmaya vaad ettiklerini satış bedelinin davalılara peşinen ödendiğini ancak bütün ihtarlara rağmen dairenin teslim edilmediğini, tapuda devir yapılmadığını, inşaata da hiç başlanmadığını böylece davalıların sebepsiz olarak zenginleştiklerini ve dairenin teslim edilmemesi nedeniyle de kira kaybının olduğunu, bu nedenle de davalılardan 300,00 TL’nin tahsiline ve temerrüt tarihinden dava tarihine kadar ki kira alacağının da hüküm altına alınmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, bir kısım davalıların murisi …’in davaya konu taşınmazını kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden sonra 16.08.1999 tarihinde dava dışı kişi Murat Bayatlı’ya sattığını bu nedenle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerliliğini yitirdiğini, böylece ifa’nın imkansız hale geldiğini, diğer davalı …’ın maliki bulunduğu taşınmazın bulunduğu yerin ise 07.05.2001 tarihinde kesinleşen karar ile kıyı kenar çizgisinde kaldığını, bu nedenle de davalı … yönünden de edimin ifa’sının imkansız hale geldiğini, dava konusu arsa üzerine hiçbir inşaat yapılmadığını, böylece BK. 96.maddesine göre dava konusu bağımsız bölümün ediminin ifasının imkansız hale geldiği 16.08.1999 tarihi itibariyle değeri nisbetinde davalıların sorumlu olduğunu 16.08.1999 tarihi itibariyle inşaatçı bilirkişinin belirlediği 14.560,36 TL’lik kısmının kabulü ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kira bedeli talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılardan Zeki vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı …’nin tüm temyiz itirazları davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davaya dayanak olan davalılar ile dava dışı mutahhit … aralarındaki katkarşılığı inşaat sözleşmesi ve bu sözleşmeye atıf yapan taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi geçerli olduğundan BK. 96.maddesine göre davada ifanın imkansız hale geldiği 16.08.1999 tarihindeki dairenin rayiç bedeli hüküm altına alınmalıdır. Mahkemece de, kabul bu şekildedir. Ancak, hükme esas alınan 28.12.2011 tarihli bilirkişi heyeti raporunda dava konusu dairenin dava tarihi olan 12.03.2008 tarihinde 100.000 TL olacağını ifa’nın imkansız hale geldiği 16.08.1999 tarihindeki değerinin ise bu tarihteki TEFE katsayısı olan 1606,8 ile 100.000 TL çarpımının dava tarihi olan 12.03.2008 TEFE katsayısı 11035,44’e bölümü sonucunda oluşan 14560,38 TL’ye hükmolunmuştur. Bilirkişi heyetini bu hesabı 16.08.1999 yılına ilişkin binanın rayiç bedeli hesaplanmasında yanlış bir yöntemdir. Bu hesaplamaya ilişkin olarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Mahkemece, bu tarihte ki rayiç bedel usulüne uygun belirlenerek hükmolunmalıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,14.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.