YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1758
KARAR NO : 2012/6683
KARAR TARİHİ : 13.03.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 48.733,57 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunun 16.maddesi gereğince Turizm Teşvik Belgesi olan dava dışı şirkete en düşük indirimli tarifeden elektrik verilmesi gerekirken, 2004 yılından itibaren indirimli tarife uygulanmadığını, dava dışı şirket tarafından aradaki farkın tahsili amacıyla Beyoğlu Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın kabulüne karar verildiğini, ilamlı icra yoluyla dava dışı şirkete tarife farkını ödediklerini, tarife farkı zararından davalı hazinenin sorumlu olduğunu belirterek 48.733,57 TL.’nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan rücuan tahsilini talep etmiştir.Davalı … vekili cevabında, ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde dava açılmadığını, dava konusu tarife farkının dava dışı şirket tarafından direk hazineden isteyebileceğini beyan etmiştir.Mahkemece; davanın kabulü ile 48.733,57 TL’nin ödeme tarihi 10/09/2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir. 16/03/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunun 16.maddesine göre “Turizm belgeli yatırım ve işletmeler elektrik, gaz ve su ücretlerini o bölgedeki sanayi ve meskenlere uygulanan tarifelerden en düşüğü üzerinden öderler” hükmü gereğince davacının turizm teşvik belgesi olan dava dışı şirkete indirimli tarife uygulaması gerekirken, normal tarifeye göre yaptığı tahsilat farkının mahkeme kararı ile dava dışı şirkete ödendiği sabittir.Davada, davacının dava dışı şirkete ödediği tarife farkının davalı hazineden rücuan tahsili talep edilmektedir.Alacağın dayanağı 2634 sayılı Kanun olduğuna göre, kanundan doğan alacaklarda zamanaşımı BK’nun 125.maddesi gereğince 10 yıldır. Bu nedenle asıl alacak yönünden dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirine göre davanın kabulüne ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin iyiniyetli ya da kötüniyetli olduğuna bakılmadan temerrüde düşürülmesi gerekir. BK’nun 101.maddesine göre gecikme faizinin işlemesi için borçluya ihtarname gönderilmek suretiyle temerrüde düşürülmelidir. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizinin işlemeyeceği açıktır.
Davacının usulüne uygun bir ihtarname ile davalıyı temerrüde düşürdüğü ispatlanamadığına göre, bu durumda, mahkemece; dava tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken, ihtarname ile davalıyı temerrüde düşürmeyen davacının kendi kusurundan yararlanacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,13.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.