YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17726
KARAR NO : 2012/22216
KARAR TARİHİ : 30.10.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafakanın kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, boşanma kararı ile davalı lehine hükmedilen aylık 150 TL yoksulluk nafakasının; davalının, Devlet Hastanesindeki müteahhit firmada işçi olarak çalışması ve asgari ücret seviyesinde gelir elde etmesi nedeniyle, kaldırılmasına karar verilmesi istenilmiştir.Davalı davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece; “…toplanan delillerden bu dava tarihi itibariyle davalı kadının 937 TL üzerinden gelir elde eden çalışması bulunduğu; nafaka borçlusu davacının ise, babasına ait evde annesi ve çocuğu ile ikamet ettiği, çiftçi olduğu, yılda 8000 TL civarında gideri olmakla birlikte sabit bir gelirinin tespit edilemediği, bu şekilde davalı olan nafaka alacaklısı kadının nafaka borçlusuna nazaran eş düzeyde gelir elde ettiğinden yoksulluk durumunun ortadan kalktığı sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Gerekçesiyle” davanın kabulü ile 150 TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.TMK 176/3 maddesine göre; “irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.Somut olayda; davalı kadın yararına boşanma ilamıyla birlikte 150 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir.
HGK’nun 07.10.1988 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. Tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırmasında, davalının asgari ücretle çalıştığı (700 TL aldığı); davacının (nafaka borçlusunun) ise, çiftçilik yaptığı, kredi ödemelerinin bulunduğu, yıllık ortalama 8000 TL gelirinin bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.Bu durum karşısında, mahkemece; davalının (nafaka alacaklısının) aldığı maaşın, onu, yoksulluktan kurtarmayacağı gözetilerek; davacının, nafakanın kaldırılması talebinin içinde (çoğu isteyen azı da ister ilkesi gereği) nafakanın indirilmesi talebinin de bulunduğu dikkate alınarak; nafakanın, TMK.nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi uyarınca makul bir miktara indirilmesine karar verilmesi gerekir.
Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.