Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/17886 E. 2012/22340 K. 31.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17886
KARAR NO : 2012/22340
KARAR TARİHİ : 31.10.2012

MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların 20.05.1997 tarihinde kesinleşen boşanma davası sonucunda boşandıklarını ve davacı lehine 15.000.000 TL (yeni 15 TL) yoksulluk nafakasına hükmedildiğini; ancak, davalının nafaka borcunu ödemediği gibi, hükmedilen nafakanın aradan geçen zaman içinde de çok düşük kaldığını ileri sürerek; nafakanın dava tarihinden itibaren aylık 800 TL’ye artırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili ise cevap dilekçesinde; davacının hem iç mimar olarak çalıştığını hem de babasından maaş aldığını, davacının kendine ait bir işi ve geliri bulunduğunu, bu şekilde nafaka talep hakkı olmadığını, davacının maddi durumunun davalıdan daha iyi olduğunu, nafaka bedellerinin fazlası ile davacıya ödendiğini, davalının emekli olup sadece emekli maaşı olduğunu, üzerine kayıtlı menkul yada gayrimenkulü olmadığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.Mahkemece; “… -Davacı …’in iç mimar olduğu, mesleki faaliyetinin bulunmadığı, Babasından 700,00 TL dul ve yetim maaşı bağlandığı, davalı …’in boşanmadan sonra yeniden evlendiği, … Tekstil Pazarlama Limited Şirketinin ortağı olmadığı, emekli olup tercümanlık yaptığı, aylık gelirinin ortalama 2.000,00 TL olduğu, adına kayıtlı taşınmaz bulunmadığı, tanık beyanları, zabıta araştırması, ticaret odası kayıtları ve dosya kapsamı ile sabit olmuştur. Bir kimse bedeni ve fikri kabiliyetlerine uygun çalışmıyor, mazeretsiz olarak gelir temin etmiyorsa, bunun sonuçlarına katlanmak zorundadır. Davacı …’in gözde mesleklerden sayılan iç mimar olduğu halde keyfi olarak çalışmadığı, babasından bağlanan maaşının bulunduğu, T.M.K’nun 175.maddesinin şartlarının oluşmadığı gözetilerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Gerekçesiyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK’nun 175.maddesi “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Kanunda öngörülen şartlar davacı lehine gerçekleştiği takdirde, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekir.
TMK’nun 176/4.maddesine göre de; “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, iradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir.
Davada, yaklaşık 15 yıl önce hükmedilen yoksulluk nafakasının, aradan geçen zaman, hayat şartları, artan giderler nedeniyle artırılması talep edilmektedir. Bu zaman içerisinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları gibi davacı kadının ihtiyaçları artmış, paranın da en azından enflasyon oranında alım gücünde azalma olmuştur. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.Somut olayda; tarafların boşanma sırasında ve eldeki davanın açıldığı sıradaki sosyal ve ekonomik durumlarında olağanüstü bir değişiklik olmadığı gibi, olduğu da ileri sürülmemiştir.Davacı kadının süreklilik arzeden bir gelirinin olmadığı sabittir. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih ve yoksulluk nafakasının takdir edildiği tarihten bu yana kaldırılma şartlarının da oluşmadığı gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken; Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.