Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/18511 E. 2012/23969 K. 21.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18511
KARAR NO : 2012/23969
KARAR TARİHİ : 21.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 20.000 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin 1971 tarihinde satın aldığı iki adet arsayı davalı ile dava dışı diğer oğlu adına kayıt ettirdiğini, arsaların alındığı tarihte her iki oğlununda geliri bulunamadığını, davalı askere gidince müvekkilinin kendisi tarafından satın alınan ve davalı adına kayıt ettirilen taşınmaz üzerine, kendisi ve oğullarının evlendikten sonra oturmaları için 3 katlı bir bina yapmaya karar verdiğini, bu nedenle müvekkilinin halen taşınmaz üzerinde bulanan dava konusu 3 katlı bina inşa ettirdiğini, tüm masrafları davacının yaptığını, davalının hiçbir katkısı olmadığını, daha sonra yapılan binada müvekkili ile birlikte davalı ve dava dışı diğer oğlunun oturmaya başladığını, halen bu şekilde kendilerine ait olan bu dairelerde oturmaya devam ettiklerini, taşınmaz davalı adına kayıtlı olarak gözükse de davacının satın aldığının sabit olduğunu, 2002 yılında müvekkilinin, dairelerin her birinin oturanlar adına tesisinin sağlanması için kat mülkiyetine geçilmesi hususundaki çabasının, davalının icazet vermemesi nedeni ile sonuçsuz kaldığını, davalının kısa süre önce taşınmazın satılacağını ve bu nedenle davacı ve diğer oğlunun oturmakta olduğu dairelerin boşaltılmasını istemesi üzerine bu davanın açıldığını belirterek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmaz üzerinde bulunan ve müvekkili tarafından inşa edilen bina bedelinin, günümüz rayiç değerlerinden hesaplanarak, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 20.000 TL nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 07.12.2011 tarihli dilekçesi ile tapu akit tablosuna taraf olmayan davacının mülkiyet talebinin hukuki imkansızlık halinde olduğunu belirterek, binanın inşaat giderlerinin müvekkil tarafından ödendiği gerekçesi ile davanın tazminata hasredildiğini, bu nedenle, davanın tazminat davası olarak devamı ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 20.000.TL inşaat bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından 1974 tarihinde resmi ihale ile satın alındığını, bu nedenle öncelikle zamanaşımı yönünden davanın reddini talep ettiklerini, esas yönünden ise; müvekkilinin dava konusu taşınmazı resmi ihale ile aldığını, müvekkilinin 1953 doğumlu olduğu ve ihale tarihinden önce de gelir ve gayrımenkul sahibi olduğunu, taşınmaz üzerine yapılan 3 katlı yapının bizzat müvekkili tarafından yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece; “…Davacı vekili her ne kadar müvekkilinin dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu arsayı 1971 yılında köy tüzel kişiliğinden satın aldığını, 1974 yılında da içindeki binayı inşa ettirdiğini, taşınmazın tapusunun davalı adına yapıldığını, taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde bina bedelinin tahsilini talep etmiş ise de; Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 15/03/2009 tarih, 2009/ 2139 E.- 2009/ 3408 K.sayılı ilamında da belirtildiği gibi taşınmazların bedelinin davacı tarafça verilmesi, davacıya tapu iptal ve tescil davası açma hakkını vermez. Bu nedenlerle davacı tarafın tapu iptal – tescil talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafın bina bedelinin ödenmesi talebiyle ilgili olarak ise davalı taraf süresi içerisinde zamanaşımı defiinde bulunmuştur. Davacının bina bedeli ile ilgili alacak istemi on yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden bu taleple ilgili olarak zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava konusu zeytinlik vasfındaki taşınmaz, tapuda davalı adına kayıtlı olduğu gibi, muhtesat bilgileri bölümünde,üzerindeki evin de davalıya ait olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamından,dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 3 katlı binadaki dairelerden birinde davacının halen mesken olarak oturduğu anlaşılmaktadır.Davacı halen taşınmaz üzerinde bulunan binada zilyetliğini sürdürdüğüne göre, zamanaşımı ancak zilyetliğin son bulduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle, mahkemece; işin esasına girilerek oluşacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, zamanaşımı gerçekleştiği gerekçesi ile davanın reddi doğru görülmemiştir.Bundan ayrı; davacı, davalının taşınmazına bina inşa eden (başkasının arazisindeki yapıda kendi malzemesini kullanan) durumunda olup, davacı açısından alacağın kapsamı TMK’nun 723 vd. maddelerine göre belirlenmelidir.TMK.’nun 729/1 maddesi yollaması ile 722/1.maddesinde “Bir kimse kendi arazisindeki yapıda, bir başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin ya da bir başkasının malzemesini kullanır ise, bu malzeme arazisinin bütünleyici parçası olur.” Aynı kanunun 723/3 maddesinde ise, “…malzeme sahibi iyiniyetli değilse , hakimin hükmedeceği miktar, bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.”Buna göre, mahkemece; davacının, iddiasını ispatlaması halinde, bina değeri değil, TMK 723/3 maddesine göre arazi maliki davalı için taşıdığı en az değere hükmedilmelidir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.