Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/18567 E. 2012/23942 K. 20.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18567
KARAR NO : 2012/23942
KARAR TARİHİ : 20.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin meni ve kal istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde; … Köyü sınırları içerisinde bulunan ve … adını taşıyan kaynak suyundan , kendi Köyleri ile birlikte … ve … köyünün Hayvanlarının su ihtiyacının karşılandığını; ayrıca, suyun akış istakametinde ise, vatandaşlara ait arazilerin sulandığını; davalı … Köyünün, bu kaynak suyuna ihtiyaçları bulunmadığı halde, suyu kaynağından alarak ve mecrasını da değiştirerek köylerine götürdüğünü, bu faaliyetiyle Köy hayvanlarının susuz kalmasına neden olduğunu ileri sürerek; davalı Köyün, dava konusu su kaynağına müdahalesinin meni ile kullanılan malzemenin kal’ ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı KöyTüzel Kişiliği temsilcisi; suyu içme suyu olarak kullandıklarını, Köyün bu suya ihtiyacı olduğunu savunmuş; davanın reddini istemiştir.Mahkemece; “…içme suyunun kullanma suyuna öncelikli olduğu, içme suyundan arta kalan kısım var ise davacı … Tüzel Kişiliğine verilmesi gerektiği; oysa ki aldırılan bilirkişi raporunda, içme suyundan arta kalan bir kısım bulunmadığı belirtildiğinden; açılan davanın reddi gerekmiştir. Gerekçesiyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava konusu suyun genel su olduğu, genel sulardan ise, herkesin kadim ve öncelik haklarını ihlal etmemek koşuluyla faydalı ihtiyacı oranında yararlanabileceği anlaşılmaktadır. Dava konusu kaynaktan, öteden beri taraf köylerin ve komşu köylerin hayvanlarının sulandığı ve akış istikametinde ise tarla sulamada kullanıldığı, içme suyunun kullanma suyuna göre öncelikli bulunduğu hususunda da bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Uyuşmazlık davalı köyün; suyun tamamını içme suyu olarak borularla kendi köyüne götürmesi eyleminin haksız müdahale sayılıp sayılmayacağı noktasındadır. Davalı köyün içme suyu ihtiyacının bulunması davacının genel sudan faydalı ihtiyacı oranında herzaman var olan kullanma hakkını tümüyle ortadan kaldırmaz. Öte yandan, içme suyu ihtiyacı; tüm canlılar için var olmanın ve hayatın idamesinin olmazsa olmaz temel şartıdır. Bu nedenle, kadimden beri bu sudan yararlanan canlı hayvanların içme suyu ihtiyacı da gözetilmek zorundadır.
Yapılan keşifte suyun debisi tespit edilmekle birlikte, öteden beri köylülerin bu sudan yararlanarak kaç tane hayvanı suladığı ve akış istikametinde bu sudan yararlanarak sulanan arazinin miktarı belilenmemiş; davalı köyün, uyuşmazlığa konu sudan sadece içme suyu olarak yararlandığı saptanmış; ancak, içme suyu ihtiyacını karşılayacak başkaca kaynakların durumu tam olarak tespit edilip karşılaştırması yapılmamıştır.O halde, mahkemece yapılacak iş; davalı köyün içme suyu ihtiyacının öncelikli olduğu gözetilerek, başka kaynaklardan bu yönde yararlanıp yararlanmadığı veya en ekonomik şekilde yararlanabileceği su kaynanın bulunup bulunmadığını araştırmak; ayrıca, nüfus ile canlı hayvanların miktarını araştırmak; böylece, dava konusu sudan günlük ne kadar zorunlu içme suyu ihtiyacı olduğunu kesin olarak saptamak, davacı köyün ve bu sudan yararlanan komşu köylerin canlı hayvan sayısını ve bunların içme suyu ihtiyacını da saptamak; bundan sonra, davalı tarafın içme suyu ihtiyacından artan sudan; davacı tarafın da yararlanması yönünde (en azından su kaynağından bölgede otlayan hayvanların içme suyu ihtiyacını karşılayacak bir düzenek tesisi ile) su rejimi oluşturulmak suretiyle hüküm kurmak olmalıdır.Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bundan ayrı, hükme esas alınan ek bilirkişi raporundaki bilirkişinin imzası tamamlanmadan, hüküm kurulmuş olması da usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.