Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/19042 E. 2012/23620 K. 15.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19042
KARAR NO : 2012/23620
KARAR TARİHİ : 15.11.2012

MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde; davalı ile 12.11.2008 tarihinde boşandıklarını, boşanma davasında yoksulluk nafakası talebinde bulunmadığını, ancak boşanmadan sonra yoksulluğa düştüğünü, lehine aylık 600 TL yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ilk celsede, talebin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 31.03.2011 tarihli ara kararla nafakaya ilişkin karar 24.05.2010 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle zamanaşımı savunmasının reddiyle yargılamaya devam edilerek, davacının yoksulluğa düşmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.Yoksulluk nafakası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra hüküm ifade eden, boşanmaya bağlı fer’i bir haktır. Ancak, boşanmadan sonra talep edilemeyeceğine ilişkin yasada bir hüküm bulunmamaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175.maddesi ve devamı hükümlerine göre nafaka talep edilen tarihte nafaka alacaklısının yasanın öngördüğü şartları taşıması halinde mahkemece, yoksulluk nafakasına hükmedilebilecektir. Başka bir deyişle, boşanma davası sonrasında yoksulluk nafakası isteme hakkını kaybetmemiş davacı (nafaka alacaklısı) aynı yasa 178.maddesi hükmü gereğince bir yıl içerisinde boşanmadan ayrı olarak açacağı dava ile yoksulluk nafakası isteyebilecektir. Davanın açılması 743 sayılı Yasada herhangi bir süreye tabi tutulmamıştır. 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 178.maddesinde ise 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür.Somut olayda; tarafların … 5.Aile Mahkemesinin 12.11.2008 tarihli kararı ile boşandıkları, boşanma kararının davacı tarafa 13.1.2009, davalı tarafa ise 30.12.2008 tarihinde tebliğ edildiği, kararın tedbir nafakası, maddi, manevi tazminat talebi yönünden temyiz edildiği dolayısıyla hükmün boşanmaya ilişkin bölümünün 29.01.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.Mahkemece; boşanma kararının 24.5.2010 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle zamanaşımı savunmasının reddine karar verilmiştir. Boşanma davasının 29.01.2009 tarihinde kesinleştiği nazara alınarak, davalı vekilinin zamanaşımı savunması hususunda bir karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.