YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19043
KARAR NO : 2012/23525
KARAR TARİHİ : 14.11.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dilekçesinde; davacı ile davalı arasında görülen boşanma davası neticesinde müşterek çocuklar için hükmedilen iştirak nafakalarının artırımı yönünde açılan dava neticesinde her bir çocuk için aylık 250 TL nafakaya hükmedildiğini, davacılardan …’in 18 yaşını ikmal etmesine rağmen halen lise öğrencisi olup eğitiminin devam ettiğini, diğer müşterek çocuk …’ın da lise öğrencisi olduğunu, davalı tarafından ödenen nafakaların yetersiz kaldığını belirterek iştirak nafakasının davacı … için 350 TL artırılarak aylık 600 TL’ye, müşterek çocuk … için 250 TL artırılarak aylık 500 TL’ye çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davanın kısmen kabulü cihetine gidilerek, davacı … için aylık nafakanın 500,00 TL’ye, … için ise aylık nafakanın 400,00 TL’ye yükseltilmesine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.Ancak, dava dilekçesinde nafakanın arttırılması istenilen müşterek çocuk davacı … 19.10.1991 doğumlu olup, dava tarihinde reşittir. Reşit olan çocuk için, lise öğrencisi olması ve eğitiminin devam etmesi nedeniyle istenilen nafaka, mahiyeti itibariyle (TMK. nun 364/1 mad.) yardım nafakası niteliğindedir. Mahkemece, yanlış nitelendirme sonucu davacı Törehan için talep edilen nafakanın “iştirak nafakası” olarak kabul edilip iştirak nafakasının artırılması suretiyle hüküm oluşturulması doğru görülmemiştir. Türk Medeni Kanununun 364/1 maddesine göre; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan alt soyuna nafaka vermekle yükümlüdür. Aynı kanunun 365. maddesinin 2. fıkrasında davanın; davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibaret olduğu düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 328/2.maddesine göre; çocuk ergin olduğu halde eğitime devam ediyorsa, ana ve babasının durum ve koşullarına göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler. Hukuk Genel Kurulu’nun 07.06.1998 gün, 1998/656; 688 sayılı ilamında yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yardım nafakasına karar verilebilmesi için nafaka isteyenin yardım edilmemesi halinde zarurete düşeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Zarurete düşme terimi çok sıkıntılı bir durumu ve ekonomik şartları ifade eder. Hükmedilecek yardım nafakasının miktarı yalnızca sözkonusu sıkıntılı durumu önlemeye matuftur. Yardım nafakası yoluyla nafaka isteyenin geçiminin ve her türlü gereksinmelerinin sağlanması gerekmez.
Eğitimine devam eden reşit birey kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için yeterli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde Medeni Kanun’un 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.O halde mahkemece, müşterek çocuk …’in dava dilekçesinde davacı olarak kendi adına nafaka talebinde bulunmuş olmasına ve her ne kadar dava dilekçesinde iştirak nafakasının artırılması talep edilmiş ise de, davacı …’ın dava tarihi itibariyle reşit olup eğitim hayatının devam ediyor olması nedeniyle yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, uygun miktarda yardım nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.