Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/19184 E. 2012/23489 K. 14.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19184
KARAR NO : 2012/23489
KARAR TARİHİ : 14.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 20.000 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, davacı ile davalının hala yeğen olduklarını, dava konusu 440 parsel de kayıtlı 37200 m²’lik tarla ve bağın ortak murisleri … adına kayıtlı olduğunu, bu tarlanın davalının hissesine düşen 6 dönümlük kısmının taraflar arasındaki 20.04.1981 tarihli harici satış sözleşmesi ile davacı yeğene satıldığını, parasının davalıya peşin olarak ödendiğini ve hissenin davalıya teslim edildiğini, ancak bu yerin bir kısmının Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırıldığını, taşınmazın davacıya devir imkanının da ortadan kalktığını taşınmazın davacıya devredilmemesinden dolayı ve geçersiz sözleşme nedeniyle davacının davalıdan 20.000 TL alacaklı olduğu ileri sürülerek, bu bedelin davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.Davalı vekili duruşmalarda verdiği cevabında; dava konusu satış sözleşmesini kabul etmediklerini sözleşme altındaki imzanın davalı müvekkiline ait olmadığını öncelikle bunun tesbit edilmesini istediklerini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, dava konusu taşınmazın tarafların ortak murisleri … adına tapuda kayıtlı olduğunu, bu taşınmazın tarafların iştirak halinde maliki olduklarını, iştirak halinde maliki olunan tapulu hissenin devir ve temlikinin de yazılı sözleşme ile mümkün olduğunu, bu nedenle taraflar arasındaki 20.04.1981 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunu, ancak sözleşmede devrin tapuların bölüşüldüğünde (taksiminde) davalıya düşen (satılan) kısmın davacıya verilmesinin kararlaştırıldığını, Karayolları tarafından taşınmazın küçük bir kısmının kamulaştırıldığını, bu yönüyle ifa imkansızlığının oluşmadığını ancak, iştirak halinde mülkiyet çözülmediğinden bu aşamada ifa’nın mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalı taraf, sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olmadığının tesbitini istemiş ancak, bu konuda mahkemece bir inceleme yapılmadan, davacının ileri sürdüğü 20.04.1981 tarihli sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü yerinde değildir. Öncelikle sözleşmenin geçerli olduğunun tesbiti gerekir. Sözleşmenin geçerliliği tesbit edildikten sonra işin esasına girilerek ifanın mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.Bu nedenle mahkemece HUMK.nun 308.maddesi ve HMK.nun 211 ve devamı maddelerine göre davalı savunması üzerinde durulup, bu hususun çözümlenmesinden sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı tarafın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.