YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19404
KARAR NO : 2012/23639
KARAR TARİHİ : 15.11.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 2.000 TL alacağın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının, dava dışı 3.şahısların davalıya olan borçlarına karşılık davalı vekiline 2.000 TL’lik çek verdiğini, çek bedelinin tahsil edilmesine karşın 3.şahısların borçlarından düşülmediğini belirterek 2.000 TL’nin davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.Davalı, davaya cevap vermemiştir.Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından savunma hakkının kısıtlandığı ve diğer gerekçeler ile temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesinde davalı kooperatifin adresi … Yolu, … olarak gösterilmiş, bu adrese Tebligat Kanununun 21.maddesine göre tebligat yapıldığı, tebligat belgesinde aynen “Adresin sürekli kapalı olduğundan tebliğ zarfı muhtara İ.Ç. Imzasına teslim edilerek 2 nolu haber kağıdı kapısına yapıştırılmış olup en yakın komşusu A.Y. Keyfiyet bildirilmiştir. Beyanı veren imzadan imtina etmiştir.” şeklinde açıklama yapıldığı anlaşılmıştır.
Tebligat Kanunu’nun 12.maddesinde; hükmi şahıslara tebliğin, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnızca birine yapılacağı; 13.maddesinde, hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğin, orda hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı; usulsüz tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğü’nün 18.maddesinde de, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, hükmi şahsın o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tebligatın muhatabı olan hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerde tavzif edilmiş bir şahıs olmasının gerekli olduğu, böyle bir şahsın da bulunmadığının tebliğ mazbatasında tespit edilmesi durumunda tebligatın, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılacağı öngörülmüştür.Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Davada, taraf teşkilinin sağlanması için dava dilekçesinin davalıya usul ve yasaya uygun olarak tebliği zorunludur. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan HUMK’nun 73.maddesine göre; Kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakim her iki tarafı dinleme veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için yasal şekillere uygun olarak davet etmedikçe hükmünü veremez. Ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa’nın 90’ncı maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı, 1982 Anayasası’nın 36’ncı maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 27’nci maddesinde ise; adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirme yapılmasını da içerdiği belirtilmiştir.Mahkemece, yasanın bu açık hükmüne aykırı olarak, kendisine …yolu/… gibi soyut bir adreste, adresin sürekli kapalı olduğu belirtilerek, Tebligat Kanunu’nun 21.maddesine göre usulüne uygun tebligat yapılmayarak savunma hakkı kısıtlanmış olan davalı tarafa, tebligata esas adres ve yetkili temsilcilerini de gösteren kayıtları da getirtilerek usulünce dava dilekçesi tebliğ edilip, ortaya koyacağı deliller toplanıp, savunmaları da dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan davalının yokluğunda yargılama yapılıp hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bozma nedenine göre, davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.