YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19608
KARAR NO : 2012/23901
KARAR TARİHİ : 20.11.2012
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının ödemekte olduğu 800 TL. yoksulluk nafakasının 150 TL.’ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile,aylık nafakanın 400 TL.’ye indirilmesine karar verilmiştir. Taraflar yaptıkları protokol gereği TMK’nun 166/3 madde hükmü gereğince boşanmışlardır. Bu durumda yapılan protokol hukuki niteliği itibariyle Türk Medeni Kanunun hükümlerinden kaynaklanmakta ise de; genel sözleşme hükümlerine tabidir. Böylece kanunun, emredici nitelikte kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı saymadığı hususlarda taraflar serbest iradeleriyle sözleşme yapabileceklerdir (BK. Md.19). Aynı zamanda sözleşenler ifanın her yıl ne miktarda ve ne şekilde bir artışla yapılacağını da kararlaştırabilirler. Nitekim taraflar arasında yapılan protokol ile ödenecek nafaka miktarı kararlaştırılmış ve bu anlaşma boşanma davasında mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun bulunmuş verilen karar kesinleşmiştir.
TMK’nun 176/4.maddesi hükmü ile; “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir ” düzenlemesi getirilmiştir.Anılan yasal düzenlemeye göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu sağlaması gerekmektedir. Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir. Ancak sözleşme ile kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın, yasada aranan şartlar gerçekleşmeden tamamen kaldırılmasını ya da indirilmesini istemek hakkın kötüye kullanılması mahiyetindedir.
Taraflar nafaka miktarını protokol ile başka bir anlatım ile “sözleşme” ile kararlaştırmışlardır. O nedenle taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlıkta Borçlar Kanununun uygulanması zorunluluğu bulunmaktadır.Sözleşmeye hakim olan sözleşmeye bağlılık kuralı ile MK.nun 176/4 hükmünün birlikte uygulanması icap eder. Bu halde, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan ciddi olarak bozulacak olursa müdahale gerekebilir. Bu bakımdan nafaka miktarı gözetildiğinde hakimin müdahalesini gerektiren bir durumun varlığından söz edilemez. Somut olayda, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılmasında davacının bankadan emekli olduğu, aylık 1400 TL. emekli maaşının olduğu, ailesi ile birlikte oturup,kira ödemediği, davalının ise ev hanımı olup, 300 TL. kira ödediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, anlaşmalı boşanma davasının üzerinden de bir yıllık bir süre geçmiştir. Günümüz ekonomik koşullarına göre davalının aldığı nafaka ile geçinmesi ancak mümkün olabilecektir.Hatta ödediği kira da düşünüldüğünde. çalışması da zorunluluk arz edecektir.Bu nedenle, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine aykırı olacak şekilde nafakanın indirilmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.