YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20041
KARAR NO : 2012/24620
KARAR TARİHİ : 29.11.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 29.124 TL alacak yönünden itirazın iptali faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davalı ile … 1.Aile Mahkemesinin 2009/1416 Esas ve 2010/506 Karar sayılı boşanma ilamı ile boşandıklarını, boşanma davasından evvel davalıya maddi ve manevi tazminat bedeli olarak 15.000 Euro verdiğini, buna rağmen davalının boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talep ettiğini, boşanma davası sırasında davalıya verilen 15000 Eoru’nun, hükmedilecek maddi manevi tazminat miktarından mahsup edilmesi talebinin kabul edilmeyerek, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan talep hakkının bulunduğunun belirtildiğini, bu nedenle davalıya ödediği 15000 Euro’nun tahsili için davalı hakkında icra takibi başlattığını davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali ile %40 oranında icra inkar tazminatı talep etmiştir.Davalı taraf cevabında, davanın zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, 01.11.2011 tarihinde davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam edilmiş, yapılan yargılama neticesinde davalının zamanaşımı savunması kabul edilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya kapsamına göre, davacının davalı aleyhine 2006 yılında boşanma davası açtığı, bu davayı açmadan önce davacıya maddi ve manevi tazminat bedeli olarak 15.000 Euro verdiği, boşanmaya karar verilmesi halinde, maddi ve manevi tazminat takdiri sırasında davacıya verilen 15000 Euro’nun mahkemece değerlendirilmesinin istenildiği ancak, davacının açtığı boşanma davasının redle sonuçlandığı anlaşılmaktadır. 2009 yılında ise davalı … tarafından davacı aleyhine boşanma davası açılarak boşanmayla birlikte 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talep edilmiştir. Davalı tarafından açılan bu boşanma davasında davacı … davalıya maddi manevi tazminat bedeli olarak 15000 Euro verdiğini, maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesini istemiştir ve mahkemece eşler arasında dava dışında verildiği söylenen 15.000 Euro’nun sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince geri istenebileceği bunun maddi ve manevi tazminattan mahsubunun mümkün olmadığı belirtilerek davalı kadın lehine 15000 TL maddi ve 25000 TL manevi tazminata hükmedilmiş hüküm 09.06.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı bu kararın kesinleşmesinden sonra davalı hakkında 22.11.2010 tarihinde icra takibinde bulunarak, davalıya ödediği 15000 Euronun davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacının iddiası davalıya verdiği 15000 Euro’nun boşanmada geçerli olacak maddi ve manevi tazminat bedelinin karşılığı olduğu yönündedir. Taraflar 12.5.2010 tarihinde boşanmış ve boşanma kararında davacının davalıya maddi ve manevi tazminat bedelinin karşılığı olarak ödediğini iddia ettiği 15000 Euro’nun maddi ve manevi tazminat bedelinden mahsup edilmeyeceğine dair karar 09.06.2010 tarihinde kesinleşmiştir.Bu durumda davacının davalıya verdiği 15000 Euro’nun geri istemesi gerektiğini öğrendiği tarih boşanma kararının kesinleştiği tarih olan 09.06.2010 tarihidir. Davacı boşanma kararının kesinleştiği 09.06.2010 tarihinden sonra 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde 22.11.2010 tarihinde icra takibi yaptığına göre, işin esasına girilerek sebepsiz zenginleşme hükümlerine davanın neticelendirilmesi gerekirken, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Ayrıca, sözkonusu katkı payı alacağı bakımından, katkı sağlandığı ileri sürülen iddianın boşanma kararının kesinleştiği tarih arasında, diğer bir deyişle evlilik süresince, BK’nun 132.maddesinin 1.fıkrası 3.bendine göre, zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacaktır (HGK 05.05.2010 gün, 8-231 Esas-255 Karar). Davacı, evlilik birliği içinde davalıya ait ev ve aracın edinilmesine, kendilerine ve çocuklarına daha iyi bir gelecek temin etmek amacıyla katkıda bulunduğu, boşanma sonucu ev ve aracın davalıda kaldığını ileri sürdüğüne, bu nedenle katkısı karşılığı tazminat talep ettiğine göre, tazminat isteği evlilik birliğinin devamı sırasında eşler arasında birlikte mal edinme konusunda akti bir ilişki kurulmuş olduğuna dayalıdır. Eşlerin aralarında mal ayrılığı rejiminin geçerli olması, açıklanan nitelikte akti ilişki kurmalarına engel değildir. Akti ilişkiden doğan alacak ve akte aykırı hareketler nedeniyle tazminat istekleri de kanunda başka surette bir hüküm mevcut olmadığına göre, BK’nun 125.maddesi uyarına 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Nikah devam ettiği müddetçe karı kocadan birinin diğeri zimmetinde olan alacakları hakkında zamanaşımı işlemez.
Ayrıca 1.11.2011 tarihli celsede davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesine rağmen, bu ara karardan dönülmeden davalının zamanaşımı itirazının kabul edilerek zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.