Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/21008 E. 2012/24767 K. 03.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/21008
KARAR NO : 2012/24767
KARAR TARİHİ : 03.12.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde fazla haklarını saklı tutarak 50.000,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın Tüketici Mahkemesinin görevine girdiği gerekçesi ile reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı, davalı müteahhit …’ın… ’da bulunan ve diğer davalılara ait arsa üzerine kat karşılığı inşa edeceği dairelerden birini satın almak üzere anlaşma yaptıklarını, kendisinin müteahhite olan borcunu tamamen ödediğini, ancak 26/03/1996 tarihli daire satış sözleşmesinin müteahhit tarafından ifa edilmemesi nedeniyle uğradığı toplam zararın tesbiti ile tesbit edilecek bu zarardan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 50.000,00 TL. sinin, 27/05/2010 fesih kararının kesinleştiği tarihten başlamak üzere, işleyecek yasal faizi ile birlikte “davalı müteahhit tamamından, arsa sahipleri sebepsiz zenginleştikleri miktarla sınırlı olmak ve her bir arsa sahibi arsa payı oranında sorumlu olmak kaydıyla” tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, dava dilekçesinin görev nedeni ile reddine, dosyanın görevli ve yetkili Karşıyaka Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise, “bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder” şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta müteahhit olan davalı … (satıcı), davacıya (alıcı) konut amaçlı taşınmaz (mesken) sattığı ve taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı yasanın 23. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Birlikte davalı gösterilenler hakkında da özel yetkili mahkeme görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda, kazanılmış hak da söz konusu olmaz. O halde mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın Tüketici Mahkemesine gönderilmesi kararı doğru olmakla birlikte … Tüketici Mahkemesi bulunmadığından dosyanın … Tüketici Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.Bundan ayrı olarak ta, tüm davalılar yönünden ret sebebi ortak olup, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2.maddesine göre, tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.