Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/2627 E. 2012/7640 K. 22.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2627
KARAR NO : 2012/7640
KARAR TARİHİ : 22.03.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 3.000,00 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 1.500,00 TL için kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili 09/01/2007 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davalının … Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2005/220 esas ve 2006/275 karar sayılı ilamına konu hakaret eylemi nedeniyle 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili beyanında,davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 1.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, hakaret suretiyle maddi nitelikte olmayan kişisel varlıkların ihlali nedeniyle açılmış manevi tazminat istemine ilişkindir. Bu husus 818 Sayılı B.K.’nun 49.maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddeye göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. … Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2005/220 esas ve 2006/275 karar sayılı dosyasında, davacı …’ın 14.10.2004 tarihli şikayeti nedeniyle dosyamız davalısı … hakkında hakaret suçundan kamu davası açılmayarak takipsizlik kararı verildiği, davacının 30.5.2005 tarihinde şahsi dava açtığı, davalı sanık hakkında adli para cezasına hükmedildiği, kararın verildiği tarihte (06/06/2006) kesin olduğu, bu nedenle temyiz incelemesinden geçmediği görülmüştür. Bu davanın hazırlık aşamasında olayın hemen akabinde jandarmaca dinlenen dört tanık da hakaretten bahsetmemiş, eski muhtar olan davalı ile yeni aza olan davacının cami çıkışı karşılaştığını, davalının “Sen niçin kamuya ait olan camiye ait avluya tecavüz ettin açıkla ” dediğini, beyan etmişler, mahkemece duruşmada üç tanık olayı hatırlamadığını bildirmiş, tek tanık şikayetçinin beyanı doğrultusunda “sen köy caminin yerini çaldın” şeklinde söz söylediğini beyan etmiştir. Bu davada davacının iki tanığı aynı beyanda bulunmuş, davalı tanıkları hakaretin söz konusu olmadığını bildirmişlerdir.O nedenle, salt ceza kararı ile yetinmeyen hakim 8.1.2007 tarihinde açılan bu davada yeni deliller toplamış ise de, olaydan uzun süre sonra dinlenen tanık beyanları çelişkili olup, kanaat verici değildir. Ancak, olayın hemen akabinde soruşturmada dinlenen tanık beyanları nazara alındığında davalının hakaret kastı ile değil, davacı ile köy cami yerinin ihtilaflı olması nedeniyle davacının “cami yerini sahiplendiği, müdahalede bulunduğu” duygusunu anlatmak istediği, Ceza Kanununda düzenlendiği anlamı ile hırsızlıkla itham etmediği, “hırsızlık yaptın” sözlerinin sahiplenme bu duygusunu vurgulamak amacıyla davacı ve tanıkları tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu eylemin niteliği, tarafların konumu, olay tarihi ile bu dava tarihi arasında geçen süre, yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davalının tazminatı gerektirir hakaret eyleminin bulunmadığı düşünülmeden kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.