YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3394
KARAR NO : 2012/8089
KARAR TARİHİ : 27.03.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 448 TL maddi ve 4000 TL manevi tazminatın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, apartman yöneticisi olan davalının, kat maliki olan davacı aleyhine aidat borcunu ödemediği gerekçesi ile icra takibi yaptığını, davalının bu takipten eve hacze gelindiğinde haberdar olduğunu, icra müdürlüğüne 448 TL. ödemek zorunda kaldığını, ancak bu icra takibinin mesnetsiz olduğunu, ayrıca bu haksız haciz nedeni ile büyük üzüntü duyduğunu beyan ederek, 448 TL. maddi ve 4000 TL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında takibi, apartman yönetimi adına yaptığını, aidat borcunun tahsili amacı ile davacı aleyhine yapılan icra takibinde bir usulsüzlük bulunmadığını ifade etmiştir.
Mahkemece, maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm her iki tarafça da temyiz edilmiştir.Davalının temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak Borçlar Kanununun 49. maddesi gereğince “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini dava edebilir.”Yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davacı kat malikinin diğer kat malikleri ile birlikte, takip konusu aidat borcunu ödediği ve bu konuda her hangi bir borcunun kalmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla da, davacı aleyhine yapılan icra takibinin haksız olduğu anlaşılmıştır.Haksız icra takibi ve haksız haciz yapılması işlemleri sorumluluk hukuku ilke ve kuralları gereğince haksız eylem niteliğin de olup, maddi ve manevi tazminatı gerektirdiği kabul edilmektedir. Haksız haczin, takibin kişilik hakkına saldırı oluşturduğu da belirgindir. Somut olayda, her ne kadar, davacının evinde haciz işlemi yapılmamış ise de, bu amaç ile eve gelinmiş olması dahi, davacının kişilik hakkına bir saldırı oluşturmaktadır, davacıda üzüntü meydana getirmek için yeterli bir durumdur.Öyle ise mahkemece, bu ilkeler ışığında yapılacak yargılama neticesinde davacı lehine uygun bir manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.