Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/3616 E. 2012/7514 K. 22.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3616
KARAR NO : 2012/7514
KARAR TARİHİ : 22.03.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 3.680,22 TL’nin tahsili için girişilen takibe yapılan itirazın iptali ve %40 inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın görevsizlik nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dilekçesinde, davalı belediyenin asfalt yol çalışmaları sırasında davacı şirkete ait kablolara hasar verdiğini, 3.848,96 TL hasar bedelinin tahsili amacı ile davalı aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalının da bu takibe itirazda bulunduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile %40 icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, yol yapılması çalışmasının idari bir işlem olduğu ve dava tarihi itibariyle idari işlemlerden kaynaklanan davalara idare mahkemesinin bakmakla görevli olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere; 11.2.1959 tarih ve 1958/17-1959/15 sayılı İnançları Birleştirme kararı gereğince kamu kuruluşları tarafından verilen kararlar üzerine plan ve projeye göre yapılan işlem ve eylemler sonucu zarar gören veya kamu kuruluşlarınca yeni yasa hükümleri uyarınca yapılan tesisleri kullanma ve bakma sorumluluğu sonucu doğan zarar nedeniyle açılacak davaların idare mahkemelerinde görülmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Başka bir anlatımla bir tesisin plan ve projeye uygun bir biçimde yapılması ya da kullanılması sırasında bir zarar doğmakta ise bu davaya bakma görevi de idari yargıya aittir. Ancak söz konusu eylemin, çalışanın doğrudan davacıya ait mala hasar vermesinden ibaret olmasına ve bu nedenle haksız fiilden doğan zararların tazmininin talep edilmiş olmasına göre davaya özel hukuk hükümlerine (BK.md.41 vd.) göre adli yargıda bakılması gerekir. Hal böyle olunca, davalı …’nin eyleminin Borçlar Kanunu’nun 41.maddesinde ifadesini bulan haksız fiil niteliğinde olduğu değerlendirilip yerel mahkemece işin esasına girilerek yanların tüm delillerinin toplanmasından sonra yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.