Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/426 E. 2012/4378 K. 22.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/426
KARAR NO : 2012/4378
KARAR TARİHİ : 22.02.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, vasiyetnameye rağmen ölenin taşınmazdaki hissesini davalıya satarak MK’nun 544/2 maddesi uyarınca miras bırakanın vasiyet ettiği taşınmazı daha sonra yaptığı başka bir tasarrufla davalıya devrettiği gerekçesiyle vasiyetnamenin iptali ile vasiyetnamenin tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.TMK’nun 544/2 maddesi gereğince “belirli mal bırakma vasiyeti de vasiyetname de aksi belirtilmedikçe, miras bırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar.” Anılan madde de ifade edildiği üzere bir kimse muayyen bir mal veya mallar üzerinde vasiyetini sonradan yaptığı tasarrufla açık veya zımni olarak hükümsüz hale getirebilir. Başka bir anlatımla vasiyet eden, vasiyetnameden döndüğünü açıkça belirtmese dahi belli bir mal veya mallar hakkındaki vasiyete sonradan yaptığı tasarrufla bağdaşmıyorsa hükümsüz hale gelir. Nitekim öğretide sağlararası bir tasarrufla vasiyetden rücu durumunu “ademptio legati” sözcüğüyle ifade edilmekte buna davranışla rücu niteliği adı verilmektedir. Vasiyet yapanın, vasiyet edilene kati satış yapması ve bu şekilde tasarruf ile vasiyetnameyi hükümsüz hale getirmesi durumu da ortaya çıktı denilemez. Aksine önceki vasiyet iradesinin tapuda ki tasarrufu pekiştirdiği olgusu söz konusu olur. Bu bağlamda vasiyetnamenin geçersiz olduğu düşünülemeyeceğinden vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.