YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5639
KARAR NO : 2012/12386
KARAR TARİHİ : 16.05.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali, iptal edilmediği takdirde tenkisi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; mirasbırakan … ’in sağlığında düzenlediği son arzularını içeren 02.06.2009 tarihli vasiyetname ile tüm gayrimenkullerini ve arsa paylarının tamamını davalılara vasiyet ettiğini ancak murisin son yıllarda akli dengesinin iyi olmaması nedeni ile vasiyetnamenin geçersiz olduğunu ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini, bunun mümkün olmaması halinde ise tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, davanın reddini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre,”davanın kabulü ile… ve … kızı 22.03.1932 doğumlu … ‘in … 1.Noterliğinde 02.06.2009 tarihli vasiyetnamesinin davacının saklı payını aşan oranda tenkisi ile muris … adına Türkiye hudutları dahilinde kayıtlı bulunan terekesine ait taşınır taşınmaz tüm malvarlığının 1/4 payının davacı … adına kayıt ve tesciline” karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiştir.Dava hukuksal nitelikte, vasiyetnamenin iptali ve tenkise ilişkindir.
1-HUMK 72 md., 179/3 md. ve 6100 sayılı HMK 31.md. göre davayı aydınlatma görevi hakime ait olup davada talep olunan her bir kısım hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması tabi hakim ilkesinin doğal sonucu olduğu kadar HMK 297 md. hükmünün gereğidir. Buna göre, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.Öncelikle, mahkemece vasiyetnamenin iptali talebinin değerlendirilmesi sonucunda bu kısma ilişkin olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
2-Tenkise ilişkin talep yönünden; tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul, mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan tasarruf arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı TMK 564 md hükmü gereğince araştırılması gereklidir. (HGK .23.10.2002 gün ve 2-854 Esas -852 Karar) Bu araştırma sonucunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline, tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde de, sözü geçen TMK 564 maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan tercihini kullanması söz konusu olamayacağından, o halde davalılardan tercihi sorulmak suretiyle, 11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmesi gerekirken tercih hakkı kullanılmadan yazılı şekilde tescil kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.05 .2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.