Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/619 E. 2012/5100 K. 28.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/619
KARAR NO : 2012/5100
KARAR TARİHİ : 28.02.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 16.140,88 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesi ile; davalının, … Belediyesinde Fen Memuru olarak çalışmakta iken, memurluktan çıkarılma kararı üzerine İdare Mahkemesinde dava açtığı ve göreve geri döndüğünü; görevden uzaklaştırıldığı ve açıkta kaldığı sürelere ilişkin olarak da İdare Mahkemesinde dava açtığını ve mahkemece davanın kabul edildiğini, davalıya yasal faizi ile birlikte 16.140,88 TL’nin 24.09.2004 tarihinde … 1.İcra Müdürlüğünün 2003/2104 Esas sayılı icra dosyası üzerinden ödendiğini; ancak, mahkeme kararının temyizi üzerine hükmün bozulduğunu; alacaklarını işlemin tesis edildiği tarihe kadar geri götürülerek faizi ile birlikte tahsil eden davalının, kesinleşmemiş yargı kararı gereği iade etmesi gereken meblağı da sanki ödeme yapılmamış gibi faizi hesaplanarak geri ödemesi gerektiğini, aksi halde sebepsiz zenginleşeceğini iddia ederek; davalıya ödenen meblağın kendisine ödeme yapıldığı 24.09.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davacı idarenin faiz talebinin haksız ve hukuka ayrı olduğunu, ilamın bozulması halinde ödenen paraların iadesinde, alacaklıya ödendiği tarihten itibaren değil, paranın iadesi istemini içeren bildirimin alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren faiz istenebileceğini savunarak; davanın reddini istemiştir.Mahkemece; “takip dayanağı ilamın bozulması halinde, haksız olarak ödenen paranın geri alınabilmesi için bağımsız bir icra takibi veya dava açılamaz. Bu durumda haksız olarak ödenen paranın iadesi için İ.İ.K.nun 40.maddesi gereğince işlem yapılması gerektiğinden, davacının dava açmakta hukuki yararı da bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerektiği, gerekçesiyle” davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davada; davalı memura İdare Mahkemesi kararı ile ödenen paranın, ilamın bozulması nedeniyle ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte geri iadesi talep edilmektedir.İ.İ.K.nun 40/2.maddesi uyarınca; bir ilam hükmü icra edildikten sonra bozulupta aleyhinde icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesinleşen hükümle sabit olursa ayrıca bir karara gerek kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur.İcranın iadesi yolu ile iade borçlusundan geri alınıp alacaklıya verilecek meblağ, iade alacaklısının icra dairesine ve icra dairesinin de iade borçlusuna ödemiş olduğu paradır. Bunun dışındaki paranın kullanılamamasından doğan gelir kaybı (faizi) ise; ancak iade borçlusunun bu durumu kesin olarak öğrenmesinden itibaren karşılanabilir hale gelir. Bu nedenle, bu alacak icranın iadesi yolu ile (İ.İ.K’nun 40/2.maddesine göre) icra dairesi tarafından alacaklıdan tahsil edilerek, borçluya ödenemez. Fakat, bu alacağın (faiz isteminin); B.K.61.maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak, genel mahkemelerde dava edilmesi ve istenmesi mümkündür.Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı araştırılıp tartışılması gerekirken, icra takibi yapmakta veya dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından bahisle, davanın reddine ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.