Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/6512 E. 2012/10169 K. 16.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6512
KARAR NO : 2012/10169
KARAR TARİHİ : 16.04.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 15.000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 1.114,26 TL’lik kısmının kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkilinin ½ intifa hakkına sahip bulunduğu taşınmazların rızası dışında davalı tarafça kullanıldığını ileri sürerek; dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için 15.000 TL ecrimisilin yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davaya konu taşınmazlardan 2596 ada 2 parselde bulunan evin birinci katı ile evin etrafındaki bir kısım bahçeyi annesi olan davacının rızası ile kullandığını, dava dilekçesinde belirtilen 2596 ada 1 parsel, 2605 ada 1 ve 2 parsellerde ise kullandığı yer bulunmadığını savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davalının 2596 ada 2 ve 2605 ada 1 parsellerde tasarrufta bulunduğu gerekçe gösterilerek; bu taşınmazlar yönünden ecrimisil isteminin kısmen kabulüne, davaya konu edilen diğer taşınmazlar yönünden ise ecrimisil isteminin reddine karar verilmiş, hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, davaya konu maddi olguların mahkemece ne şekilde nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hangi hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız bulunduklarını anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla ortaya koyan, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek bir açıklık taşıyan gerekçe bölümünün bulunması, zorunludur.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren HMK. nun 297. maddesi (HUMK. nun 388. maddesi), işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Somut olayda; mahkemece bilirkişi incelemesine gerek görülmüş, bu nedenle görevlendirilen inşaat ve ziraat bilirkişileri 2.596 ada 2 parselden 5.280 TL, 2605 ada 1 parselden ise 821,37 TL ecrimisil talep edilebileceğini bildirmesine rağmen; mahkemece herhangi bir gerekçe gösterilmeden 2.596 ada 2 parsel için 984,87 TL, 2605 ada 1 parsel için ise 129,39 TL ecrimisil hüküm altına alınmıştır. Diğer bir anlatımla, mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak yapılan hesaplamada izlenen yöntem, hükmün gerekçesinden anlaşılamamaktadır.
Şu durumda; mahkemece yapılan hesaplamanın ve dolayısıyla hükmün gerekçesinin denetime elverişli bulunmaması usul ve yasaya aykırı olup, hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı tarafa iadesine, 16.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.