YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9231
KARAR NO : 2012/14000
KARAR TARİHİ : 31.05.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde sefer alanı mevkiinde bulunan suya müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili; … mevkindeki taşınmazın kök muris …’den intikal ettiğini, taşınmazın sözlü olarak yapılan taksim sonucu kaynak bulunan parçasının davalı …’a kaldığını, ancak davalıların davacıların suyu kullanmasına izin vermediğini ve bu şekilde müdahalede bulunduklarını beyanla suya müdahalenin menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar beyanlarında; davalı …’ye yöneltilen davanın husumet yönünden reddini talep etmiş, davalı … açısından ise taşınmazında bulunan suyun kendi taşınmazına bile yetmediğini bu nedenle davanın reddini talep etmişlerdir.Mahkemece, kadastro çalışmalarından önce dava açıldığında suyun bulunduğu taşınmaz tapusuz olmakla, anlaşmaya değer verilerek, davanın kabulü ile davalıların müdahalesinin menine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.TMK.nun 756. maddesinde; “Kaynak, arazinin bütünleyici parçası olup mülkiyeti, kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisindeki kaynaklardan yararlanma irtifak hakkı olarak tapu siciline kayıt ile kurulur” denilmektedir.Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir.Somut olayda dava açılırken davaya konu kaynağın bulunduğu taşınmaz tapusuz ise de dava sırasında davalı adına tescil edilmiş ve kesinleşmiş, bu nedenle tapulu taşınmazdan çıkan kaynak haline gelmiştir.
Tapulu taşınmazlardaki kaynaktan yararlanma hakkının oluşması için taraflar arasında TMK.nun 761. maddesi uyarınca irtifak hakkının kurulması gerekir. Bu durumda ise tapu sicil memuru huzurunda resmi şekilde yapılmış “irtifak sözleşmesi” nin bulunması ve irtifak hakkının tapu kütüğüne tescili şarttır. Bu şekilde tescil yapılmadıkça kaynak hakkı iktisap edilemez.Davada, taraflar arasında yukarıda sözü edilen resmi şekilde yapılmış bir irtifak sözleşmesi ve tescil işlemi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davaya konu su ise 0,002 litre/saniye debiye sahip olup, içinde bulunduğu taşınmazın su ihtiyacını karşılamayacak düzeyde olması nedeniyle, genel sulardan sayılacak miktarda değildir. Uyuşmazlık suyun davalı ihtiyacından artmayacak hale gelmesi nedeniyle çıkmıştır.O halde mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulü usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.